Bugün sınav haftasına girmiş bulunuyorum vizeler başladı. Bu sınava dün çalışmıştım. Sınavdan sanırım kötü not alacağım kötü geçti çünkü. Finalde kurtarabilir miyim bilmiyorum. Okul uzayacak hem de iki yıl uzayacak en az. Bu dönemi de kurtarabileceğimi zannetmiyorum. Umudumu kaybettim mi? Hayır umudumu kaybetmedim. Geçmişi düşünerek kendime haksızlık etmeyeceğim. Daha önce kötü sınavlarda en fazla biraz pişmanlık olurdu. Şimdi de değişmedi aslında fazla pişman hissedemiyorum kendimi. Değişen şey ise artık içimde umut ve pozitif hırs kabarmaya başladı. Kayıtsız kalmayacağım. Bir yolunu bulup kurtaracağım kendimi. İradem güçlenmeye başladı. Depresif duygular azaldı. 25. gündeyim nofapta bu arada.
Okulu paralel olarak bitirmekten başka çarem kalmadı. Bireysel olarak kurtulmaktan başka çare kalmadı. Bakalım neler yapabileceğiz. "Ne zaman fırsat bulursan uğraş ver." inşirah 7 Bu ayete uymanın zamanı geldi. Önümde sağlam 5 ay var. Bu 5 ay farkı kapatmak ve fark yaratmak için yeterli sanırım. 5 ay sonra piyasaya ne olursa olsun atılacağım. Hep beraber görelim neler olacak. Umarım başarırım ve bu benim gibiler için bir motivasyon olur. Hepinizi selamlıyorum.
6 Kasım 2017 Pazartesi
4 Kasım 2017 Cumartesi
Şükür "ı"
Ben ne kadar şükürsüz, nankör, nefret eden, asi, tatminsiz bir insanım lan. Utanç verici lan utandım kendimden. ALLAH beni yaratmaya layık görmüşken benim düştüğüm duruma bak. Ellerimle inşa ettiğim kişiye bak. Yaratıcının verdiği potansiyele bak benim olabildiğim kişiye bak. Bu yaratıcının verdiği potansiyele hakaret değilde nedir? Yaratıcının yarattığı insanlardan nefret ediyorum... Nefret edilesi olsalardı yaratıcı onları yaratır mıydı? Sevgi tomurcuğu olamasam da daha pozitif bakabilirim herhalde. Yaratıcı bana bol zaman vermiş ve ben bu zamanın çoğunu çarçur ediyorum ki dünyada mücadele edilecek onca şey varken. Yaratıcı bana sağlık vermiş olduğu halde fiziğimi oturmaktan başka işe yönlendirmiyorum. Yaratıcının verdiği muhteşem beyni saçma salak pornografi ve bilimum zararlı aktiviteler ile köreltiyor ya da zarar veriyorum. Dünyadaki bilgilerin büyük çoğuna erişebileceğim bilgisayarı da kötü emellerime alet ediyorum. üfff Say say bitmeyecek bunlar.
Şükür nedir? Şükür nimetlere teşekkür etmektir. Şükrün sözlü kısmı var olsa da sadece sözlerden ibaret değildir. Eğer yaratıcının verdiği zamana şükredeceksen onu en iyi şekilde değerlendireceksin. Yaratıcının verdiği beyine şükredeceksen gideceksin bilgi edinmek için kullanacaksın, bir şeyler üretmek için kullanacaksın, sorgulamak için kullanacaksın ki bunların hepsi insanlar için faydalı olmalı.
Bu yaşam tarzını bir an önce düzeltmek gerek. Yoksa kaybedenlerden olabilirim bunun farkındayım. Şoklar yaşamı en hızlı değiştirme yolları kontrollü etkisi büyük bir şey yapmam lazım. Neyse sonra devam ederiz bu şükür sohbetine çok söylenecek şey var.
Şükür nedir? Şükür nimetlere teşekkür etmektir. Şükrün sözlü kısmı var olsa da sadece sözlerden ibaret değildir. Eğer yaratıcının verdiği zamana şükredeceksen onu en iyi şekilde değerlendireceksin. Yaratıcının verdiği beyine şükredeceksen gideceksin bilgi edinmek için kullanacaksın, bir şeyler üretmek için kullanacaksın, sorgulamak için kullanacaksın ki bunların hepsi insanlar için faydalı olmalı.
Bu yaşam tarzını bir an önce düzeltmek gerek. Yoksa kaybedenlerden olabilirim bunun farkındayım. Şoklar yaşamı en hızlı değiştirme yolları kontrollü etkisi büyük bir şey yapmam lazım. Neyse sonra devam ederiz bu şükür sohbetine çok söylenecek şey var.
Sövgü Cümbüşü
Bakın en başından söyleyeyim sonradan yok efenim bu yobaz bu örümcek kafalı gibi söylemlerde bulunmayın. Kimin kiminle ne halt ettiği beni ilgilendirmez. Eğer iki kişide erişkinse ve karşılıklı anlaşma ile yapıyorlarsa isterlerse birbirlerinin götlerine kürek soksunlar zerre umurumda olmaz.
Bir gün dolmuşta oturuyorum. İki sevgili geldiler tam önüme dikildiler. Yani o kadar yakınlar ki aramızdaki mesafe santimler. Düz otururken tam onlara bakıyormuş gibi görünüyorum. Zaten yakınımda biri durduğunda rahatsız oluyordum. Kişisel alan diye bir şey var. Bir de başladılar bunlar yiyişmeye(bayağı bayağı :)) ). Ya gidin az ötede ne bok yiyorsanız yiyin diyeceğim. Kişisel alanımın içindesiniz şuanda falan diyeceğim. Direkt yobaz tepkisi alacağım herkesten. Olum özgürlük bu değil lan. Özgürlük kisvesi altında her şey mubah gösterilmez. Biraz çevreye de saygı duymak gerek. Kişileri mümkün olduğunca rahatsız etmemek gerek.
Kişileri kısıtlayanları savunmuyorum. Bu ikisi arasındaki çizgiyi iyi anlayın. İsteyen istediğini yapabilmeli saygıya dikkat ederek. Bu saygının ölçüsü ise kişisel alan ve toplumsal alan gibi parametrelere sahip. Örneğin kişisel alanımda öpüşme. Toplumsal alanda öpüşebilirler mesela. Ya da toplumsal alanda seks yapma gibi gibi. Bu gibi kavramların ayırtına varmayanlar özgürlükçü olmasın lütfen. Özgürlük her şeyi her yerde istediğin gibi yapabilmen değil az önce belirttiğim ve diğer var olan parametrelere göre yapmaktır.
İslami açıdan bakarsak olaya "sizin dininiz size benim dinim bana" diye bir ayet var. Din nedir? Din kişinin bütün alanlarının yaratıcı tarafından düzenlenmesidir. Yani sosyal çevrede ne yapacağın, psikolojik durumlara tepkin, metafiziksel gerçeklerin gibi senin yaşam şeklini düzenleyen sistemin adıdır din. Kurana göre başka kişilerin yaşam alanlarına müdahale edemezsin sana direkt olarak bir zararda bulunmuyorlarsa. Bu direkt müdahale işte kadınlar mini etek giyiyor bizi günaha sokuyorlar gibi bir şey değil. Sen farkında değilsin ama eğer mini giyen kadına müdahale edersen direkt yaşama müdahale eden sen oluyorsun, zarar veren sen oluyorsun. Zaten kendi pisliklerinin suçunun nedeni olarak başkalarını gösterenlerin dimağlarını sikesim geliyor.
Bir gün dolmuşta oturuyorum. İki sevgili geldiler tam önüme dikildiler. Yani o kadar yakınlar ki aramızdaki mesafe santimler. Düz otururken tam onlara bakıyormuş gibi görünüyorum. Zaten yakınımda biri durduğunda rahatsız oluyordum. Kişisel alan diye bir şey var. Bir de başladılar bunlar yiyişmeye(bayağı bayağı :)) ). Ya gidin az ötede ne bok yiyorsanız yiyin diyeceğim. Kişisel alanımın içindesiniz şuanda falan diyeceğim. Direkt yobaz tepkisi alacağım herkesten. Olum özgürlük bu değil lan. Özgürlük kisvesi altında her şey mubah gösterilmez. Biraz çevreye de saygı duymak gerek. Kişileri mümkün olduğunca rahatsız etmemek gerek.
Kişileri kısıtlayanları savunmuyorum. Bu ikisi arasındaki çizgiyi iyi anlayın. İsteyen istediğini yapabilmeli saygıya dikkat ederek. Bu saygının ölçüsü ise kişisel alan ve toplumsal alan gibi parametrelere sahip. Örneğin kişisel alanımda öpüşme. Toplumsal alanda öpüşebilirler mesela. Ya da toplumsal alanda seks yapma gibi gibi. Bu gibi kavramların ayırtına varmayanlar özgürlükçü olmasın lütfen. Özgürlük her şeyi her yerde istediğin gibi yapabilmen değil az önce belirttiğim ve diğer var olan parametrelere göre yapmaktır.
İslami açıdan bakarsak olaya "sizin dininiz size benim dinim bana" diye bir ayet var. Din nedir? Din kişinin bütün alanlarının yaratıcı tarafından düzenlenmesidir. Yani sosyal çevrede ne yapacağın, psikolojik durumlara tepkin, metafiziksel gerçeklerin gibi senin yaşam şeklini düzenleyen sistemin adıdır din. Kurana göre başka kişilerin yaşam alanlarına müdahale edemezsin sana direkt olarak bir zararda bulunmuyorlarsa. Bu direkt müdahale işte kadınlar mini etek giyiyor bizi günaha sokuyorlar gibi bir şey değil. Sen farkında değilsin ama eğer mini giyen kadına müdahale edersen direkt yaşama müdahale eden sen oluyorsun, zarar veren sen oluyorsun. Zaten kendi pisliklerinin suçunun nedeni olarak başkalarını gösterenlerin dimağlarını sikesim geliyor.
Cem Korkmaz
Bilmiyorum ne kadar biliyorsunuz Cem Korkmaz adında bir you tube fenomeni/oyuncu intihar ederek hayatına son verdi. Bir ara izlerdim canım sıkılırsa falan kendisini. Üzüldüm lan adam genç yaşta hayatına son verdi. Sürekli pozitif güler yüzüne bakarak herkes şaşırdığını söylüyor. O görünümü için içinde ne kadar çaba sarf ettiğini bilen yok tabi. Kimse kafanın içindeki sesin neler söylediğini bilmiyor. Kişinin hissettiklerinden farklı bir kişiyi yansıtması insanı çok yıpratıyor be moruk. Adamın sıkıntısını bilmiyorum öğrenmekte istemiyorum. ALLAH rahmet eylesinden başkası gereksiz.
İnsanlar ne kadar puşt olmuş. Adamın ölümü üzerinden prim yapmaya ne kadar çok çalışan var. Sikik bir you tube kanalında izlenme almak için nasıl bu kadar onursuzlaşabiliyorlar? Dağı taşı sikesi geliyor insanın.
İnsanlar ne kadar puşt olmuş. Adamın ölümü üzerinden prim yapmaya ne kadar çok çalışan var. Sikik bir you tube kanalında izlenme almak için nasıl bu kadar onursuzlaşabiliyorlar? Dağı taşı sikesi geliyor insanın.
1 Kasım 2017 Çarşamba
Siktir Et
Senin için en doğrusunu sen bilirsin moruk. Bırak başkalarının düşüncelerini. Bu hayatı sen yaşıyorsun. Senin hayatın. Siktiğimin malı SENİN bu hayat SENİN. Başkaları ne düşünür diye kendini frenleme. Ailem şu bölüme gitmemi istedi ben de o bölümü okuyorum diyen bir kişi mesela ne yaptığının farkında mı? Dostum sen ne yapıyorsun? Kendini niçin feda ediyorsun? Ailen bile olsa sen kendini onların DÜŞÜNCELERİNE feda etme. Ailen dışındakilere girmiyorum bile onlar da kim oluyor. Bir noktadan sonra hayatında geriye bakacaksın. Geriye baktığında başkalarının düşünceleri için feda ettiklerine üzüleceksin. Başkası senin hakkında mal lan bu diye düşünsün ne olacak. Bu düşünce onun sorunu.
Bu demek değildir ki başkalarının deneyimlerinden ders alma. Tavsiyeleri ve görüşleri değerlendirmekle, sırf başkalarının gözünde kötü imaj oluşturacağı için bir işiten vazgeçmek çok farklı iki durumdur. Birinde görüşü/tavsiyeyi değerlendirirsin eğer kayda değer bir şey varsa yapacağını ona göre yaparsın. Diğer durumda ise gözdeki imaja saplanıp kalmaktır. Umarım anlaşılmıştır demek istediğim.
Herkesi memnun edemezsin. Biri senin taktığın kavuğa kafayı takar diğeri küpene, biri sana ak partiyi desteklediğin için koyun der diğeri sana kemalist la bu der, biri sana kırmızıyı yakıştırır diğeri maviyi, biri sana yusuf tavaslı tam namaz hocası kitabını satmaya çalışır diğeri porno dergisi, biri mühendislik okumanı ister diğeri hukuk okumanı ister vs vs...
Hiç kimse senin bir konuda alacağın karar için senin kadar o konuda kafa yormadı. Herkes kendisi için uygun gördüğünü sende de görmek istiyor. Hayat kısa başkalarını siktir etmeyi öğrenemez isen bu kısa hayatta başkalarının senin için öngördüğü hayatı yaşamış olacaksın. En önemlisi aldığın kararlardan etkilenecek olan sensin.
Hayat kısa gidin kendi hayatınızı yaşayın.
Bu demek değildir ki başkalarının deneyimlerinden ders alma. Tavsiyeleri ve görüşleri değerlendirmekle, sırf başkalarının gözünde kötü imaj oluşturacağı için bir işiten vazgeçmek çok farklı iki durumdur. Birinde görüşü/tavsiyeyi değerlendirirsin eğer kayda değer bir şey varsa yapacağını ona göre yaparsın. Diğer durumda ise gözdeki imaja saplanıp kalmaktır. Umarım anlaşılmıştır demek istediğim.
Herkesi memnun edemezsin. Biri senin taktığın kavuğa kafayı takar diğeri küpene, biri sana ak partiyi desteklediğin için koyun der diğeri sana kemalist la bu der, biri sana kırmızıyı yakıştırır diğeri maviyi, biri sana yusuf tavaslı tam namaz hocası kitabını satmaya çalışır diğeri porno dergisi, biri mühendislik okumanı ister diğeri hukuk okumanı ister vs vs...
Hiç kimse senin bir konuda alacağın karar için senin kadar o konuda kafa yormadı. Herkes kendisi için uygun gördüğünü sende de görmek istiyor. Hayat kısa başkalarını siktir etmeyi öğrenemez isen bu kısa hayatta başkalarının senin için öngördüğü hayatı yaşamış olacaksın. En önemlisi aldığın kararlardan etkilenecek olan sensin.
Hayat kısa gidin kendi hayatınızı yaşayın.
20. Gün No-fap
Yirmi gün olmuş ya la. :) Değişimleri sizlere anlatayım. Şunu unutmayın herkes alabildiğine farklıdır. Herkesin bünyesi farklı, yaşı farklı, bağımlılık seviyesi farklı, hayatı farklı... Farklı yani. Gelişmeler sizde bir fikir oluşturabilir ama aynı etkileri göremediğinizde direkt olarak umutsuzluğa kapılmayın. Ya da yanlış çıkarımlarda bulunmayın. Siz de yapın nofapınızı ve kendinizde nelerin değiştiğine bizzat kendiniz şahit olun.
-Nefret nöbetim azaldı. Nefret nöbeti ne demek derseniz nefret duygusunun zirve yapması. Nöbet geldiğinde insanlardan alabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Aşırı bir nefret hissediyorum.
-Sosyal ortamlarda ilk günlerdekinden daha rahatım. Bir şeyi söylemek için kafamda milyon kez kurgulamıyorum.
-Daha fazla süre aralıksız ders çalışabiliyorum. Saçma sapan dersle alakası olmayan şeyler yaparken ya da düşünürken bulabiliyorum kendimi hala ama azaldı bu... Ve bugün çalıştığım dersten zevk aldım sanki.
-Ruh halim daha iyi. Hayattan zevk almaya başladım sanki.
-Hafızam daha iyi. Çalıştığım dersler daha iyi aklımda kalıyor. Benim eskiden hafızam çok iyiydi. Hayal gücüm çook iyiydi. Körelttim. Tekrar işletmenin zamanı geldi. (herkesi potansiyeli çok yüksek siz de çalıştırın ve geliştirin)
-Uyandıktan sonra kendime gelmem daha hızlı olasa da hala malak gibi uyuyorum.
-Oha şimdi ne yazsam diye düşünürken fark ettim. Bugün üniversiteye uğradığımda baktığım kızların en fazla yüzlerine falan baktım sadece. +18 bakışlar atmadım. Aklıma da gelmedi. :))
-Konuşurken sesim daha yüksek çıkıyor. Sesimi daha yüksek çıkarttığımda daha iyi cevap alıyorum insanlardan. Bugün tanımadığım biri benimle geldi sohbet etti amk. Kastamonu da yaşıyor. Aslen sinop erfelek kökeni. Sabah yurtta kahvaltıyı kaçırdığı için sucuklu ekmek yedi. İşletme okuyor vs vs Bu bilgileri benimle neden paylaştın dostum?
-Konuşurken kelimeler daha hızlı geliyor aklıma.
-Ölü gibi oturmuyorum. Daha dik oturuyorum.
-Kızlar daha güzel geliyor gözüme. Üreme içgüdüsünün canını yiyeyim ben yaa :dfaşdkfjakl
***
Diyet yapayım ben ya. Paspal sünepe gibi dolaşmanın anlamı yok. Kişi kendi ekonomik koşullarını zorlamadan da bakımlı olabilir. Bir kere geliyoruz şu dünyaya ve bir kere genç oluyoruz hakkını verelim. Tabi bu hakkını vermek demek saçma salak şeyler yapmak demek değildir. Siz zaten zeki olduğunuz için saçma salak şeylerin neler olduğunu kendinize göre cevaplarsınız.
-Nefret nöbetim azaldı. Nefret nöbeti ne demek derseniz nefret duygusunun zirve yapması. Nöbet geldiğinde insanlardan alabildiğince uzak durmaya çalışıyorum. Aşırı bir nefret hissediyorum.
-Sosyal ortamlarda ilk günlerdekinden daha rahatım. Bir şeyi söylemek için kafamda milyon kez kurgulamıyorum.
-Daha fazla süre aralıksız ders çalışabiliyorum. Saçma sapan dersle alakası olmayan şeyler yaparken ya da düşünürken bulabiliyorum kendimi hala ama azaldı bu... Ve bugün çalıştığım dersten zevk aldım sanki.
-Ruh halim daha iyi. Hayattan zevk almaya başladım sanki.
-Hafızam daha iyi. Çalıştığım dersler daha iyi aklımda kalıyor. Benim eskiden hafızam çok iyiydi. Hayal gücüm çook iyiydi. Körelttim. Tekrar işletmenin zamanı geldi. (herkesi potansiyeli çok yüksek siz de çalıştırın ve geliştirin)
-Uyandıktan sonra kendime gelmem daha hızlı olasa da hala malak gibi uyuyorum.
-Oha şimdi ne yazsam diye düşünürken fark ettim. Bugün üniversiteye uğradığımda baktığım kızların en fazla yüzlerine falan baktım sadece. +18 bakışlar atmadım. Aklıma da gelmedi. :))
-Konuşurken sesim daha yüksek çıkıyor. Sesimi daha yüksek çıkarttığımda daha iyi cevap alıyorum insanlardan. Bugün tanımadığım biri benimle geldi sohbet etti amk. Kastamonu da yaşıyor. Aslen sinop erfelek kökeni. Sabah yurtta kahvaltıyı kaçırdığı için sucuklu ekmek yedi. İşletme okuyor vs vs Bu bilgileri benimle neden paylaştın dostum?
-Konuşurken kelimeler daha hızlı geliyor aklıma.
-Ölü gibi oturmuyorum. Daha dik oturuyorum.
-Kızlar daha güzel geliyor gözüme. Üreme içgüdüsünün canını yiyeyim ben yaa :dfaşdkfjakl
***
Diyet yapayım ben ya. Paspal sünepe gibi dolaşmanın anlamı yok. Kişi kendi ekonomik koşullarını zorlamadan da bakımlı olabilir. Bir kere geliyoruz şu dünyaya ve bir kere genç oluyoruz hakkını verelim. Tabi bu hakkını vermek demek saçma salak şeyler yapmak demek değildir. Siz zaten zeki olduğunuz için saçma salak şeylerin neler olduğunu kendinize göre cevaplarsınız.
30 Ekim 2017 Pazartesi
Çöplükteki Köpekler
-Benim geçmişim bir çöplük, çöplükte de ancak köpekler gezer.
Uyuz oluyorum lan bu tarz savunmalara. Bak geçmişinde ne bok yediysen ye. Eğer ders aldıysan gerçek anlamda ve gerekli reformu yaptıysan ne ala ama bu şekildeki savunmalar beni sinir ediyor. Geçmişimde seni rahatsız edecek şeyler var oraları deşme deşmek istersen sen hata yapan kişi olursun demek istiyor bu söz. Kaçırılan şey ise şu; Kişinin şu anki halini geçmişi inşa etmiştir, şimdiki düşünme yapısı geçmişteki yaşanmışlıkları, aldığı kararlar, çıkardığı dersler vs vs bunlar seni inşa etti dostum. Öyleyse nasıl geçmişini yok sayalım? Geçmişini çöplük yapan senin kafa yapınsa üstelik.Geçmişteki hatalarından ders aldıysan ne güzel. Fakat bu savunmalarla gelmeyin ya. Dağı taşı sikesim geliyor bu gibi aptalca lafları duyunca.
Uyuz oluyorum lan bu tarz savunmalara. Bak geçmişinde ne bok yediysen ye. Eğer ders aldıysan gerçek anlamda ve gerekli reformu yaptıysan ne ala ama bu şekildeki savunmalar beni sinir ediyor. Geçmişimde seni rahatsız edecek şeyler var oraları deşme deşmek istersen sen hata yapan kişi olursun demek istiyor bu söz. Kaçırılan şey ise şu; Kişinin şu anki halini geçmişi inşa etmiştir, şimdiki düşünme yapısı geçmişteki yaşanmışlıkları, aldığı kararlar, çıkardığı dersler vs vs bunlar seni inşa etti dostum. Öyleyse nasıl geçmişini yok sayalım? Geçmişini çöplük yapan senin kafa yapınsa üstelik.Geçmişteki hatalarından ders aldıysan ne güzel. Fakat bu savunmalarla gelmeyin ya. Dağı taşı sikesim geliyor bu gibi aptalca lafları duyunca.
Parasıyla Değil Mi?
Parasıyla değil mi aga basar parayı sikerim. Üzülüyorum lan böyle düşünen insanlara. Bir insan nasıl böyle sığ düşünebilir. Ya da hiç araştırmaz mı? Bakın en başından şunu belirteyim ben kimsenin ahlak bekçisi değilim isteyen istediği ile istediği boku yesin, eğer iki kişi de reşit ve karşılıklı rıza varsa bana ne? Ben yoluma bakarım. Ben ahlak inancımı kurana göre inşa etmeye çalışıyorum(çok eksiğim var tabi). Siz neye dayandırırsanız dayandırın değerlerinizi. Sikimde değil.
Tekrardan dönelim eskort meselesine. Eskort meselesini karşılıklı rızadan ibaret olmadığı için ele alıyorum. Eskortları iki grup halinde ele almak gerek. Bunlardan biri özgür olan ve bunu iş olarak yapan grup bunlar haftada bir kaç defa falan yaparlar ve karşıdan parasını alır. Bağımsızdır kendi istediğidir. Bunlar azınlıktır. Asıl sorun ikinci grupta. Bunlar o işi yapmak zorunda bırakılanlar. Günde 10-15-20-25-30 hatta 35 kişi ile ilişkiye girenler. Bu ikinci gruptaki kişiler bir kişi/çete tarafından çalıştırılmaktadır. İşi bırakanlar ölümle ya da darp ve yaralama ile tehdit edilir. Araştırırsanız görürsünüz. Pezevenklerin neler yaptıklarını. Pezevenk bu kişilerin gerçek sıfatlarıdır. Topuktan vurulmalar, dövülmeler hatta kaçanların ibret olması için öldürülmesi. Sahipsiz bir kadın cesedi bulundu haberindeki kadın bunlar. Ve tabi uyuşturucu bağımlısı yapılmaları. Tam ayık kafada olan kişiler daha çok karşı koyacaktır. Bu yüzden uyuşturucuya bağımlı yapılırlar ve kendilerine de bağlamış olurlar böylece. Dayanamayıp intihar edenler mi dersiniz, uyuşturucunun dozunun fazla gelmesinden ölen mi dersiniz daha neler neler. Araştır götoş o arama motorunu kullanmayı bil.
Bu konuda araştırdıklarımdan çok az bir kısmını özet olarak anlattım. Yani bu kişiler senin o pis ağız kokunu çekmek için can atmıyorlar. Pezevenklerin kurduğu bir sistemde köle gibi çalıştırılıyorlar. Bu kadınlar seks kölesi, pezevenkler köle sahipleri, siz de o kişilerin köle olmalarının nedenlerisiniz.
Bu kişiler durumlarına razı gelmiş olsalar bile bu sizin onlarla birlikte olmanızı doğru yapmaz. Bir eşek kendisine yüklenen ağır yüke razı gelebilir. Eşeğin o ağır yüke razı gelmiş olması sizin yaptığınızın bir insafsızlık hayvana eziyet etmek olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece razı olmak değil neden razı olunduğu da önemlidir anlayacağın. Masturbasyonunuz için bir kadının bedenini kullanmak sadece eskortu değil kişinin kendini de onursuz yapar bence.
İnancımdan dolayı evli olmayan iki kişinin cinsel ilişkide bulunmasını doğru bulmuyorum. Fakat umursamıyorum da herkesin inancı farklı ama eskorta giden ya da para kaşılığında seks yapan kişinin inancı değişmeksizin benim için o kişi bir onursuzdur, ahlaksızdır ta ki yaptığı hatanın farkına varıp bir daha tekrarlamayana kadar. Eğer olur ki böyle bir hata yaptıysanız artık yapmayın ve kendinizi onursuz biri olmaktan kurtarın. Neyse yeter bu kadar uzatmanın anlamı yok.
Tekrardan dönelim eskort meselesine. Eskort meselesini karşılıklı rızadan ibaret olmadığı için ele alıyorum. Eskortları iki grup halinde ele almak gerek. Bunlardan biri özgür olan ve bunu iş olarak yapan grup bunlar haftada bir kaç defa falan yaparlar ve karşıdan parasını alır. Bağımsızdır kendi istediğidir. Bunlar azınlıktır. Asıl sorun ikinci grupta. Bunlar o işi yapmak zorunda bırakılanlar. Günde 10-15-20-25-30 hatta 35 kişi ile ilişkiye girenler. Bu ikinci gruptaki kişiler bir kişi/çete tarafından çalıştırılmaktadır. İşi bırakanlar ölümle ya da darp ve yaralama ile tehdit edilir. Araştırırsanız görürsünüz. Pezevenklerin neler yaptıklarını. Pezevenk bu kişilerin gerçek sıfatlarıdır. Topuktan vurulmalar, dövülmeler hatta kaçanların ibret olması için öldürülmesi. Sahipsiz bir kadın cesedi bulundu haberindeki kadın bunlar. Ve tabi uyuşturucu bağımlısı yapılmaları. Tam ayık kafada olan kişiler daha çok karşı koyacaktır. Bu yüzden uyuşturucuya bağımlı yapılırlar ve kendilerine de bağlamış olurlar böylece. Dayanamayıp intihar edenler mi dersiniz, uyuşturucunun dozunun fazla gelmesinden ölen mi dersiniz daha neler neler. Araştır götoş o arama motorunu kullanmayı bil.
Bu konuda araştırdıklarımdan çok az bir kısmını özet olarak anlattım. Yani bu kişiler senin o pis ağız kokunu çekmek için can atmıyorlar. Pezevenklerin kurduğu bir sistemde köle gibi çalıştırılıyorlar. Bu kadınlar seks kölesi, pezevenkler köle sahipleri, siz de o kişilerin köle olmalarının nedenlerisiniz.
Bu kişiler durumlarına razı gelmiş olsalar bile bu sizin onlarla birlikte olmanızı doğru yapmaz. Bir eşek kendisine yüklenen ağır yüke razı gelebilir. Eşeğin o ağır yüke razı gelmiş olması sizin yaptığınızın bir insafsızlık hayvana eziyet etmek olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece razı olmak değil neden razı olunduğu da önemlidir anlayacağın. Masturbasyonunuz için bir kadının bedenini kullanmak sadece eskortu değil kişinin kendini de onursuz yapar bence.
İnancımdan dolayı evli olmayan iki kişinin cinsel ilişkide bulunmasını doğru bulmuyorum. Fakat umursamıyorum da herkesin inancı farklı ama eskorta giden ya da para kaşılığında seks yapan kişinin inancı değişmeksizin benim için o kişi bir onursuzdur, ahlaksızdır ta ki yaptığı hatanın farkına varıp bir daha tekrarlamayana kadar. Eğer olur ki böyle bir hata yaptıysanız artık yapmayın ve kendinizi onursuz biri olmaktan kurtarın. Neyse yeter bu kadar uzatmanın anlamı yok.
Sabır Testi
Sabrımı ve sınırlarımı sonuna kadar kullanacağım tam 12 saat. 31 10 2017 tarihinde saat 11:00 dan itibaren bütün gücümle tam on iki saat çalışma yapacağım. Bu çalışma süresini maksimum fayda ve derinlemesine çalışma ile geçireceğim. Başımdan geçenleri bu paylaşımın altında güncelleyerek anlatacağım. Bakalım nofap ne kadar faydalı olmuş zihnime?
Bugün yaptığım çalışmadan memnun kalmadım. Biraz çalıştım ama istediğim kadar saat ve performans elde edemedim. Bunun benim yüzümden ve dış ortamdan kaynaklanan nedenleri vardı. Yarın tekrar deneyeceğim. :))
Bugün yaptığım çalışmadan memnun kalmadım. Biraz çalıştım ama istediğim kadar saat ve performans elde edemedim. Bunun benim yüzümden ve dış ortamdan kaynaklanan nedenleri vardı. Yarın tekrar deneyeceğim. :))
Anılar "IV" (Hoşçakal) 1. kısım
Anlamın bile kendi anlamını yitirdiği anlar olmuştur hayatınızda. Her şey o kadar anlamsız gelir ki hiç bir şeyi umursamaz hiç bir şeyi düşünemez olursunuz. Hayat en soğuk şakasını 2016 yılındaki 1 nisanda yaptı bana, daha doğrusu bize.
Zor bir dönemden geçiyordum. Hayat boka sarmıştı. Daha doğrusu ben hayatımın boka sarmış olduğunu düşünüyordum. Eğer daha kötüsünü yaşamadı isen yaşadığın en kötü anı yaşanabilecek en kötü anmış gibi hissedersin. Üniversite boka sarmıştı son bir dönemdir. Derslere girmedim bir önceki dönem. Bu sene de böyle gidiyordu(2016 ikinci dönem). Derslerden çakacağımı biliyordum. Sınavlara bir hafta kalmıştı. Kendimi silkeledim ulan ne yapıyorsun kendine gel diye çıkıştım. Zor gelse de ders çalışmaya başlamıştım. Her ne kadar ders çalışmaya zorlasam da kendimi çok kötü bir his vardı içimde. Çok kötü oluyordum. Okulda okuma salonunda çalışıyordum. Ve bazen kendimi dışarı insanlardan uzak bir yere ya da tuvalete atıp ağlıyor ve içimi boşaltıyordum. İçimde o hafta çok kötü bir his vardı. Bırak git eve ailenin yanında kal bir hafta falan diye bir düşünce yerleşti kafama. Fakat kendime hakim olup vizelerin bitmesini beklemeyi daha mantıklı bulduğumdan gitmeyi reddettim ve iki hafta sabretmeyi yeğledim.
Derken günler birbirini kovaladı ve 1 nisan gününe geldik. Saat 00:01 bir nisanın ilk dakikaları. Ben bilgisayarın başında bir şeyler karalıyorum. Bir kaç saat yazı yazdım bazı konularda. Sonra bir sonraki gün yapacaklarımı kararlaştırdım. Erken kalkıp kahvaltı yapacaktım. Ve etüt odasında ders çalışacaktım. Öyle de oldu sabah kalktım bir kahvaltı yaptım. Daha sonra odama çıkıp dişlerimi falan fırçaladım. Masama oturacaktım ki bir telefon çaldı. Numara bilmediğim bir numara. Beklemeden açtım telefonu. Telefondaki teyzemin kocası idi. Ben ona Hasan enişte derdim. Selam falan verdi. Kendisinin bulunduğum şehre geliyor olduğunu söyledi. Orada işim var seninle görüşebilir miyiz dedi. Ben de mutlu oldum. Tanıdık birini görmenin bana moral olacağını düşünerek, çok mutlu olacağımı belirtecektim ki konuşmaya devam etti eniştem. Aslında seni almaya geliyorum dedi. Baban hastalandı hazırlan dedi. O anda kafama sanki bir balyoz indi. Bacaklarımdaki bütün enerji sanki bir anda kaybolmuştu. Beynim çalışamaz, dilim konuşamaz olmuştu. Kendimi zorlayarak tamam dedim. Ve telefonu kapattım.
Kötüye yormamak gerekirdi her zaman bir umut vardı öyle değil mi? Bu hastalanma yalanının ölümlerde kullanıldığını biliyordum belki de gerçekten hastalanmıştı, ya da bir kaza geçirmişti... Gerçi öyle bile olsa durum çok ciddi idi. Beni almaya gelmeleri nasıl açıklanabilirdi. Bu arada bulunduğum kyk yurduna yeni gelmiştim. Orada tecrübeli olan bir arkadaşımı güç bela aradım yurttan ayrılma işlemleri için bana yardım etmesini istedim. Ona açıklama yapmadım zaten kötüydüm konuşamıyordum. O da fazla zorlamadı ne oldu diye sadece işlemlerimi yaptı. Ben geldim odaya o da kendi odasına gitti.
Valizi açtım dolaptan rastgele bir şeyler atıyordum ne attığımı bilmeden. Sonun da onu da bir köşeye bıraktım. Kendimi bir sandalyeye attım. İçin için ağlıyordum ama kendimi tutmam gerekirdi. Kötü düşünmemem gerekirdi. 15-20 dk olmadan telefon tekrar çaldı ve eniştem gelmişti. Demek ki beni aradığında çok yaklaşmıştı şehre yoksa şehirle memleket arası 3-4 saatti. Çantamı aldım çıktım odadan koridorda yürürken az önce bahsettiğim arkadaşla karşılaştım. Ne oldu dedi. Cevap vermedim. Veremedim daha doğrusu onu geçip yürümeye devam ettim. Hızla arabaya doğru yürüyordum. Ve aklımda tek bir şey. Ne oldu? Arabaya gelince kendimi direkt arabanın içine attım.
......
Devamı daha sonra....
Zor bir dönemden geçiyordum. Hayat boka sarmıştı. Daha doğrusu ben hayatımın boka sarmış olduğunu düşünüyordum. Eğer daha kötüsünü yaşamadı isen yaşadığın en kötü anı yaşanabilecek en kötü anmış gibi hissedersin. Üniversite boka sarmıştı son bir dönemdir. Derslere girmedim bir önceki dönem. Bu sene de böyle gidiyordu(2016 ikinci dönem). Derslerden çakacağımı biliyordum. Sınavlara bir hafta kalmıştı. Kendimi silkeledim ulan ne yapıyorsun kendine gel diye çıkıştım. Zor gelse de ders çalışmaya başlamıştım. Her ne kadar ders çalışmaya zorlasam da kendimi çok kötü bir his vardı içimde. Çok kötü oluyordum. Okulda okuma salonunda çalışıyordum. Ve bazen kendimi dışarı insanlardan uzak bir yere ya da tuvalete atıp ağlıyor ve içimi boşaltıyordum. İçimde o hafta çok kötü bir his vardı. Bırak git eve ailenin yanında kal bir hafta falan diye bir düşünce yerleşti kafama. Fakat kendime hakim olup vizelerin bitmesini beklemeyi daha mantıklı bulduğumdan gitmeyi reddettim ve iki hafta sabretmeyi yeğledim.
Derken günler birbirini kovaladı ve 1 nisan gününe geldik. Saat 00:01 bir nisanın ilk dakikaları. Ben bilgisayarın başında bir şeyler karalıyorum. Bir kaç saat yazı yazdım bazı konularda. Sonra bir sonraki gün yapacaklarımı kararlaştırdım. Erken kalkıp kahvaltı yapacaktım. Ve etüt odasında ders çalışacaktım. Öyle de oldu sabah kalktım bir kahvaltı yaptım. Daha sonra odama çıkıp dişlerimi falan fırçaladım. Masama oturacaktım ki bir telefon çaldı. Numara bilmediğim bir numara. Beklemeden açtım telefonu. Telefondaki teyzemin kocası idi. Ben ona Hasan enişte derdim. Selam falan verdi. Kendisinin bulunduğum şehre geliyor olduğunu söyledi. Orada işim var seninle görüşebilir miyiz dedi. Ben de mutlu oldum. Tanıdık birini görmenin bana moral olacağını düşünerek, çok mutlu olacağımı belirtecektim ki konuşmaya devam etti eniştem. Aslında seni almaya geliyorum dedi. Baban hastalandı hazırlan dedi. O anda kafama sanki bir balyoz indi. Bacaklarımdaki bütün enerji sanki bir anda kaybolmuştu. Beynim çalışamaz, dilim konuşamaz olmuştu. Kendimi zorlayarak tamam dedim. Ve telefonu kapattım.
Kötüye yormamak gerekirdi her zaman bir umut vardı öyle değil mi? Bu hastalanma yalanının ölümlerde kullanıldığını biliyordum belki de gerçekten hastalanmıştı, ya da bir kaza geçirmişti... Gerçi öyle bile olsa durum çok ciddi idi. Beni almaya gelmeleri nasıl açıklanabilirdi. Bu arada bulunduğum kyk yurduna yeni gelmiştim. Orada tecrübeli olan bir arkadaşımı güç bela aradım yurttan ayrılma işlemleri için bana yardım etmesini istedim. Ona açıklama yapmadım zaten kötüydüm konuşamıyordum. O da fazla zorlamadı ne oldu diye sadece işlemlerimi yaptı. Ben geldim odaya o da kendi odasına gitti.
Valizi açtım dolaptan rastgele bir şeyler atıyordum ne attığımı bilmeden. Sonun da onu da bir köşeye bıraktım. Kendimi bir sandalyeye attım. İçin için ağlıyordum ama kendimi tutmam gerekirdi. Kötü düşünmemem gerekirdi. 15-20 dk olmadan telefon tekrar çaldı ve eniştem gelmişti. Demek ki beni aradığında çok yaklaşmıştı şehre yoksa şehirle memleket arası 3-4 saatti. Çantamı aldım çıktım odadan koridorda yürürken az önce bahsettiğim arkadaşla karşılaştım. Ne oldu dedi. Cevap vermedim. Veremedim daha doğrusu onu geçip yürümeye devam ettim. Hızla arabaya doğru yürüyordum. Ve aklımda tek bir şey. Ne oldu? Arabaya gelince kendimi direkt arabanın içine attım.
......
Devamı daha sonra....
27 Ekim 2017 Cuma
Değişimin Engeli
No-Fap topluluklarında toplanmamızın genel amacı değişmek. Öyle değil mi? Hepimiz değişmek istemiyor muyuz? Olumlu özellikler kazanmak istemiyor muyuz? Olumsuz özelliklerimizi iyileri ile değiştirmek, yok etmek yada minimuma indirmek istemiyor muyuz? Mevcut yaşamımızdan memnun değiliz, memnun olsak bile daha iyisini elde edebileceğimizi düşünüyoruz öyle değil mi? No-Fap yapmamızın temel amacı değişme arzusu. Belkide sizi no-fap yapmaya iten en büyük etmen no-fap yapan birilerinin hayatlarındaki değişimler. Sizi motive eden değişim nedir bilmiyorum... Bildiğim şu ki; Siz değişmek için yapıyorsunuz bunu...
İnsan iki ucun arasında sıkışmış bir canlı. Bu uçlardan biri insanı değişime zorlayan hareket. Diğeri ise pasif kalmaya iten durağanlık. İnsan yaşayan bir organizma öyle ise yaşamını muhafaza etmeli. Yaşamı muhafaza etmek ise bir hareket gerektirir. Örneğin geyiklerde yaşamı muhafaza etme hareketi kaçmaktır. Ya da yiyeceği elde etme hareketidir yani otlama. Ya da dişi geyiği elde etmek için diğer erkek geyiği çarpışmada yenmektir. İnsanlar ise bir geyikten çok daha kompleks yaratıklardır bunun için çok daha fazla faklı hareket gerekir. Durağanlık ise hareketin olumsuzudur. Hareketi durdurmaya çalışır. Hareket için çaba gerekir enerji gerekir. Durağanlık zaten bünyede vardır. Enerji nötrlendiğinde durağan hale geçersin.
İnsanlar dünyasından bakarsak bu kavramlara; İyi resim yapan bir kişi yönünde değişmek istiyorsan kendini resim konusunda eğitmen gerekir. Burada gerekli hareket çizim çalışanlarının yaptığı eylemleri yapmaktır. Çizgi çalışması, boyama çalışması gibi. Durağanlık ise bu fiilleri yapmamandır.
Durağanlığa neden olan bir çok faktör vardır. Bunların en önemlileri bana göre şunlardır; Kişinin rahatlık dairesinden çıkmama isteği, değişmek istediği yöndeki tüm fırsatlara sahip olsa da kişi mevcut hareketsizlilik durumunu terk etmek istemez. Bir diğeri ise değişmek istediği yön aslında onun gerçek anlamda istediği değişim değildir. Buna bir örnek olarak istemediği bölümde okuyan öğrenci olabilir.
Şimdi asıl bahsetmek istediğim noktaya geleyim. Bu konu kişinin hareket sürekliliğini sağlayamamasıdır. Örneğin kişi bir kitap okur, o kitapta bir çok tavsiye vardır kişi bundan etkilenir ve uygulamaya çalışır bunları ama bu sürekli olmaz. Bir hafta, iki hafta gibi bir süre sonra uygulamalarını aksatır ya da çoktan uygulamaz hale gelmiştir. Ya da şöyle bir örnek vereyim kişi değişmek istediği yönde kararlar alır. Bu kararlarda çok sürmeden uygulanmamaya başlanır. Değişilmek istenen kişi için alınan kararlar sürekli hareket sağlanamadığı için işe yaramaz. Kişi parça parça denemeler ile de kendini yıpratır, özgüvenini zedeler.
Aldığımız kararlar belki de en mükemmel kararlar değil. Öyle olmak zorunda da değiller bence. Bence tek gereken değişimi görmek için gerekli hareketi yapılması gereken süre boyunca sıkılmadan yapmaktır, sıkılsak bile yapmaktır. Ancak bu şekilde istediğimiz kişi olabilir. Sürekliliği koruyun. Tabi bu demek değildir ki hareketinizi duruma göre değiştirmeyin. Eğer gerekirse hareketinizi istediğiniz konuda tekrar düzene sokun.
Özetle; Hedef=İstenen yönün değişim, Gereken; İstenen eyleme göre doğru hareketi ya da hareketleri yapmak. Kaçınılan; Durağanlık yani hareketi durdurma. Tavsiye; Hareketi sürekli sağlama...
İnsan iki ucun arasında sıkışmış bir canlı. Bu uçlardan biri insanı değişime zorlayan hareket. Diğeri ise pasif kalmaya iten durağanlık. İnsan yaşayan bir organizma öyle ise yaşamını muhafaza etmeli. Yaşamı muhafaza etmek ise bir hareket gerektirir. Örneğin geyiklerde yaşamı muhafaza etme hareketi kaçmaktır. Ya da yiyeceği elde etme hareketidir yani otlama. Ya da dişi geyiği elde etmek için diğer erkek geyiği çarpışmada yenmektir. İnsanlar ise bir geyikten çok daha kompleks yaratıklardır bunun için çok daha fazla faklı hareket gerekir. Durağanlık ise hareketin olumsuzudur. Hareketi durdurmaya çalışır. Hareket için çaba gerekir enerji gerekir. Durağanlık zaten bünyede vardır. Enerji nötrlendiğinde durağan hale geçersin.
İnsanlar dünyasından bakarsak bu kavramlara; İyi resim yapan bir kişi yönünde değişmek istiyorsan kendini resim konusunda eğitmen gerekir. Burada gerekli hareket çizim çalışanlarının yaptığı eylemleri yapmaktır. Çizgi çalışması, boyama çalışması gibi. Durağanlık ise bu fiilleri yapmamandır.
Durağanlığa neden olan bir çok faktör vardır. Bunların en önemlileri bana göre şunlardır; Kişinin rahatlık dairesinden çıkmama isteği, değişmek istediği yöndeki tüm fırsatlara sahip olsa da kişi mevcut hareketsizlilik durumunu terk etmek istemez. Bir diğeri ise değişmek istediği yön aslında onun gerçek anlamda istediği değişim değildir. Buna bir örnek olarak istemediği bölümde okuyan öğrenci olabilir.
Şimdi asıl bahsetmek istediğim noktaya geleyim. Bu konu kişinin hareket sürekliliğini sağlayamamasıdır. Örneğin kişi bir kitap okur, o kitapta bir çok tavsiye vardır kişi bundan etkilenir ve uygulamaya çalışır bunları ama bu sürekli olmaz. Bir hafta, iki hafta gibi bir süre sonra uygulamalarını aksatır ya da çoktan uygulamaz hale gelmiştir. Ya da şöyle bir örnek vereyim kişi değişmek istediği yönde kararlar alır. Bu kararlarda çok sürmeden uygulanmamaya başlanır. Değişilmek istenen kişi için alınan kararlar sürekli hareket sağlanamadığı için işe yaramaz. Kişi parça parça denemeler ile de kendini yıpratır, özgüvenini zedeler.
Aldığımız kararlar belki de en mükemmel kararlar değil. Öyle olmak zorunda da değiller bence. Bence tek gereken değişimi görmek için gerekli hareketi yapılması gereken süre boyunca sıkılmadan yapmaktır, sıkılsak bile yapmaktır. Ancak bu şekilde istediğimiz kişi olabilir. Sürekliliği koruyun. Tabi bu demek değildir ki hareketinizi duruma göre değiştirmeyin. Eğer gerekirse hareketinizi istediğiniz konuda tekrar düzene sokun.
Özetle; Hedef=İstenen yönün değişim, Gereken; İstenen eyleme göre doğru hareketi ya da hareketleri yapmak. Kaçınılan; Durağanlık yani hareketi durdurma. Tavsiye; Hareketi sürekli sağlama...
26 Ekim 2017 Perşembe
Nefret Krizi
Hard mod No-Fap yapıyorum 14. günü bitirdim. Bir kaç gündür nefret duygum çok fazla arttı insanlığa karşı. İnsanların aptalca davranışlarına en azından bana göre aptalca görünen davranışlarına karşı tahammülüm kalmadı. Anlayışsızlıklarına karşı tahammülüm kalmadı. Kötülük, ahlaksızlık gibi olumsuz davranışlarına karşı tahammülüm kalmadı. Yoğun bir şekilde nefret hissediyorum. Fakat bu nefret öyle yıkıcı bir nefret değil. Zarar vermeye yönelik bir nefret değil. Kalbim çok feci bir şekilde kırılmış gibi hissediyorum. Bu kırılmışlıktan dolayı insanlarla bir arada olmak istemiyorum. İnsanlardan izole edilmiş bir ada ya da ıssız bir yerde yaşamanın hayalini kurarken yakaladım kendimi bir kaç defa.
Bu hissi kırmam gerek. İnsanlar nefret edilesi yaratıklar değil. Ben de melek gibi biri değilim. Fakat zihnimden oluşturduğum yargıları nasıl silebilirim? Belki aksi insanlarla bir arada olarak. Peki bu aksi insanları nereden bulabilirim? İyi bir şekilde tanıştığım adam sırf inancım farklı diye benimle irtibatı kesiyor ya da azaltıyor mesafe koyuyor. Davranışları yapmacıklaşıyor. Kimsenin inancı, rengi, dili, cinsiyeti, ırkı vs vs umurumda değil. Bırak bu farklılıkları bana ben koşarken çelme takıp düşüren ve kolumun kırılmasına vesile olan çocuğa sitem bile etmedim, bacağımın kırılmasına neden olan kişiye kızmadım. Beni dövmek için bana saldıran çocuktan gittim özür diledim kavganın mantıksızlığını ileri gidildiğini falan belirttim. Daha bir çok konuda mantıklı davranmaya çalıştım.
Ben ayak uyduramıyorum. Ben köyde büyüdüm. Pek fazla insanlarla muhatap olmak zorunda kalmadım. Tek başıma oyun oynardım. Geceleri kucağıma bir kedi alıp uyurdum. Ne bileyim bir buzağıyı kucağımda(başı) uyuturdum, köpeğimle oyun oynardık, köpeğim hep piçlik yapardı oynarken ısırmaya çalışırdı(diş saplamazdı), karınca kolonimi beslerdim(meşe ağacında yaşayan karıncaları şartlandırmıştım amk bir defa tıklayınca ağaç karınca ile doluyordu), köy okulunda da 5 sınıfa(hepsi toplam 22 kişi) bir hoca ders verirdi dolayısı ile ilgilenemezdi. Ben de ansiklopedi falan okurdum(romanları pek sevmezdim). Sonra yatılı okul(6.sınıfta itibaren) şehir hayatı derken sıçtım...
Hakkını savunamadığında sessiz kaldığında insanlar içerindeki sadist kişiyi sana karşı ortaya çıkarıyorlar. Sınıfta uyumlu geçinen çocuk geliyor sana karşı acımasız oluyor, anlayışsız oluyor. Kişiyi normal zamanlarda tanıyamazsınız. Kişi kötülük yapma imkanına sahip olduğu halde iyi kalabiliyorsa o konuda iyidir ancak. Örneğin kara gün dostu diye bir kavram niye var? Normal günde dost gibi görünen kişi kara günde aslında seni siklemediğini ortaya koyuyor. Seni siklememe imkanını ele geçirdi artık o bir nevi.İmkandan sonraki kısım önemli olan. Örnekler genişletilebilir ve arttırılabilir.
Bu arada çok iyi kişilerde tanıdım. Harbi adammış dediğim kişilerde oldu. Beni bir küçük Emrah gibi hayal etmeyin. Bu aralar(2 yıl) sadece kötü gidiyor. Daha önceleri kötü giden durumlarda da pozitif olabilirdim. Çok defa sen çok sabırlısın diyen oldu. Ben olsaydım çoktan döverdim X'i diyenler oldu. İki yıldır pozitiflikten negatifliğe düştüm. Çok daralırsam giderdim bir kuytuya ağlayıp içimi rahatlatırdım odağımı değiştirirdim durum yoluna girerdi. Şimdi fayda etmiyor...
Tavsiyeniz varsa her zaman iletebilirsiniz. :))
Bu hissi kırmam gerek. İnsanlar nefret edilesi yaratıklar değil. Ben de melek gibi biri değilim. Fakat zihnimden oluşturduğum yargıları nasıl silebilirim? Belki aksi insanlarla bir arada olarak. Peki bu aksi insanları nereden bulabilirim? İyi bir şekilde tanıştığım adam sırf inancım farklı diye benimle irtibatı kesiyor ya da azaltıyor mesafe koyuyor. Davranışları yapmacıklaşıyor. Kimsenin inancı, rengi, dili, cinsiyeti, ırkı vs vs umurumda değil. Bırak bu farklılıkları bana ben koşarken çelme takıp düşüren ve kolumun kırılmasına vesile olan çocuğa sitem bile etmedim, bacağımın kırılmasına neden olan kişiye kızmadım. Beni dövmek için bana saldıran çocuktan gittim özür diledim kavganın mantıksızlığını ileri gidildiğini falan belirttim. Daha bir çok konuda mantıklı davranmaya çalıştım.
Ben ayak uyduramıyorum. Ben köyde büyüdüm. Pek fazla insanlarla muhatap olmak zorunda kalmadım. Tek başıma oyun oynardım. Geceleri kucağıma bir kedi alıp uyurdum. Ne bileyim bir buzağıyı kucağımda(başı) uyuturdum, köpeğimle oyun oynardık, köpeğim hep piçlik yapardı oynarken ısırmaya çalışırdı(diş saplamazdı), karınca kolonimi beslerdim(meşe ağacında yaşayan karıncaları şartlandırmıştım amk bir defa tıklayınca ağaç karınca ile doluyordu), köy okulunda da 5 sınıfa(hepsi toplam 22 kişi) bir hoca ders verirdi dolayısı ile ilgilenemezdi. Ben de ansiklopedi falan okurdum(romanları pek sevmezdim). Sonra yatılı okul(6.sınıfta itibaren) şehir hayatı derken sıçtım...
Hakkını savunamadığında sessiz kaldığında insanlar içerindeki sadist kişiyi sana karşı ortaya çıkarıyorlar. Sınıfta uyumlu geçinen çocuk geliyor sana karşı acımasız oluyor, anlayışsız oluyor. Kişiyi normal zamanlarda tanıyamazsınız. Kişi kötülük yapma imkanına sahip olduğu halde iyi kalabiliyorsa o konuda iyidir ancak. Örneğin kara gün dostu diye bir kavram niye var? Normal günde dost gibi görünen kişi kara günde aslında seni siklemediğini ortaya koyuyor. Seni siklememe imkanını ele geçirdi artık o bir nevi.İmkandan sonraki kısım önemli olan. Örnekler genişletilebilir ve arttırılabilir.
Bu arada çok iyi kişilerde tanıdım. Harbi adammış dediğim kişilerde oldu. Beni bir küçük Emrah gibi hayal etmeyin. Bu aralar(2 yıl) sadece kötü gidiyor. Daha önceleri kötü giden durumlarda da pozitif olabilirdim. Çok defa sen çok sabırlısın diyen oldu. Ben olsaydım çoktan döverdim X'i diyenler oldu. İki yıldır pozitiflikten negatifliğe düştüm. Çok daralırsam giderdim bir kuytuya ağlayıp içimi rahatlatırdım odağımı değiştirirdim durum yoluna girerdi. Şimdi fayda etmiyor...
Tavsiyeniz varsa her zaman iletebilirsiniz. :))
25 Ekim 2017 Çarşamba
Eskiler
2017 nofap grubunda yazdığım bazı genel yazılar.
1----
... Bende bir IQ düşürme rehberi hazırlayayım. Eğer sizde IQ nuzu ciddi bir şekilde düşürmek istiyorsanız. Beyninizin ağzına sıçmak istiyorsanız şunları yapabilirsiniz.
1) Porno ve masturbasyon; -15 IQ Ve daha bir çok beyin hasarı.
2) Onedio videoları ve sitesi. -5 IQ. (dentritler arasındaki bağlarda ciddi zayıflama)
3) Ev yapımı diziler. -özellikle türk- -6 IQ (beyninizi sümük kıvamına getirecek)
4) Bilimum aptalca you tube kanalı -5 IQ (nöronlarda zararlı madde birikimi)
5) Facebook -3 IQ (beyin hücrelerinde duyarsızlaşma)
6) Scorp -10 IQ (Sinir hücrelerinde kayıplar)
7) Saçma salak haber siteleri ve kanalları. -3 IQ (gerçeklik algısının kaybedilmesi)
Evet en azından bu saydığım mecralarda bir süre takılırsanız sizde beyin denen o gereksiz organdan kurtulabilirsiniz.
2-----(çok düz ele almışım açayım uygun bir zamanda bari bunu)
...Bence eskorta gitmek en büyük ahlaksızlıklar arasındadır. Dini inancın farklıdır ya da din falan umrunda değildir evlilik dışı ilişkiye sıcak bakarsın onu bilemem. Eğer tecavüz falan değilse kim kimle ne yapmış umrumda olmaz. Bana ne lan sizin şeyinizden. Ahlak bekçisi miyim ben.
...Ama eskort çok farklı. Oradaki insanların çoğu istemeyerek oradalar. Zorlamalar ile yaşadıkları tramvalar ile ... Veririm parasını yaparım ulan diyenler bence oradaki kişilerinde insan olduğunu ve yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorlar bile. O insanların zor hallerinden istifade edecek kadar midesizleşiyorlar.
...Toplumda eskortlar aşağılanıyor. Cinsel yönden sömürülmeleri zaten had safada onu söylememe gerek yok.
3------
...Nofab size süper güçler kazandırmaz. Siz pmo ile kaybettiğiniz zaten size ait olan özellikleri geri kazanırsınız. Siz zaten osunuz. Hani zindelik, iyi gafıza, özgüvenli kişililik vs kazandım diyorlar ya ha işte zaten onlar size aitti. Siz onları pmo yüzünden bloke etmiştiniz. nofap ile bloke süre aşımına uğruyor ve siz normale dönüyorsunuz.
...O süper dediğiniz güçler size ait. Pmo sizi sıfır noktasının aşağısına çekerek eksilere götürdü. Nofapla sıfır noktasına geri çıkıyorsunuz. Artılar için çalışmalısınız fazladan faydalı bir şeyler yapmalsınız.
4------(16 nisanda yazmışım ehehe)
...İçimi dökesim var. Lanet etmek istiyorum her şeye. Lanet olsun demek istiyorum. Defalarca kararlar alıp o kararları uygulayamayan irademi sikeyim. Zayıf iradem yüzünden öğrenilmiş çaresizlik çıkmazına girdim. Hayat berbat bir hal aldı ve düzelmiyor düzeltemiyorum. Çırpınmam batmamı engelleyemiyor. Depresyona girdim tekrardan. Nofapta iki üç günü geçemiyorum. Zaten zevksiz bir yaşam her fırsatta kısa da olsa zevk veren ne varsa ona yönelmek isyorum. Her türlü sağlıksız pisliğe yönelmiş durumdayım....
...Nasıl çıkacağım bu çıkmazdan. Sadece nofap olsa amenna. Ama depresyon insanı bitiriyor. Ölüm bile anlamını yitirdi ölümden zerre korkum kalmadı. En azından müslümanım bir nebze amelimin kötü olması kaygım var. Ama o da kaygıdan öte değil. Utanıyorum sadece yaratıcımdan.
...2 yıldır dönem dönem depresyonlara giriyorum. Babamı kaybedince ağırlaştı. Çok duygusal olmamın neticesi sanırım. Yataktan çıkmamaya başladım. Sınava bile gitmediğim oluyor. Zaten gittiğimde de çuvallıyorum. Ulan ne yapacağım nasıl çıkacağım bu çıklmazdan. Savaşamıyorum gücüm kalmadı... Yeniden başlayacağım nofapa. Son bir şansım kaldı. Artık zayıf irademin esiri olmayacağım.
...Bu sefer dönüş yok. Bu sefer başaracağım. Kendime verdiğim son şans... İçimde bir hırs ve öfke kabarıyor. Ulan insanları çoğu kusura bakmayında orospu çocuğu. Sürekli aşağıladılar lan(kız erkek). Kimse sevmedi la beni. Ulan kimseye bir bok yapmadığım halde. Köşemde takıldığım halde. Sessiz bir şekilde oturduğum için hoca bile sınıftan atmıştı beni. Sürekli aşağılana aşağılana aşağılık kompleks haline gedi amk. (ulan bir kız arkadaş yanıma oturdu sınıf arkadaşları onun yanına mı oturuyorsun dediler ve güldüler amk. Kız o da insan dedi amk işin daha berbat hali bu senaryo birden fazla kez gerçekleşti) Ulan dostum dediğim adamlar bile haklı olduğumu delillerle ispatladığımda bile tartışmalı bir konuda benim tarafımı tutmadılar destek olmadılar.
...Çok fena hırslandım amk. Depresyonu falanda sikerim lan. Zaten mutsuzum en azdından mücadele vererek mutsun olayım daha makul.
Neyse bu kadar yeter eskilerden eski dediğimde yaz tatilinden önceki yazılardan da bir kaç şey daha paylaşacağım... Geçmişten de ders çıkarmak gerek.
1----
... Bende bir IQ düşürme rehberi hazırlayayım. Eğer sizde IQ nuzu ciddi bir şekilde düşürmek istiyorsanız. Beyninizin ağzına sıçmak istiyorsanız şunları yapabilirsiniz.
1) Porno ve masturbasyon; -15 IQ Ve daha bir çok beyin hasarı.
2) Onedio videoları ve sitesi. -5 IQ. (dentritler arasındaki bağlarda ciddi zayıflama)
3) Ev yapımı diziler. -özellikle türk- -6 IQ (beyninizi sümük kıvamına getirecek)
4) Bilimum aptalca you tube kanalı -5 IQ (nöronlarda zararlı madde birikimi)
5) Facebook -3 IQ (beyin hücrelerinde duyarsızlaşma)
6) Scorp -10 IQ (Sinir hücrelerinde kayıplar)
7) Saçma salak haber siteleri ve kanalları. -3 IQ (gerçeklik algısının kaybedilmesi)
Evet en azından bu saydığım mecralarda bir süre takılırsanız sizde beyin denen o gereksiz organdan kurtulabilirsiniz.
2-----(çok düz ele almışım açayım uygun bir zamanda bari bunu)
...Bence eskorta gitmek en büyük ahlaksızlıklar arasındadır. Dini inancın farklıdır ya da din falan umrunda değildir evlilik dışı ilişkiye sıcak bakarsın onu bilemem. Eğer tecavüz falan değilse kim kimle ne yapmış umrumda olmaz. Bana ne lan sizin şeyinizden. Ahlak bekçisi miyim ben.
...Ama eskort çok farklı. Oradaki insanların çoğu istemeyerek oradalar. Zorlamalar ile yaşadıkları tramvalar ile ... Veririm parasını yaparım ulan diyenler bence oradaki kişilerinde insan olduğunu ve yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorlar bile. O insanların zor hallerinden istifade edecek kadar midesizleşiyorlar.
...Toplumda eskortlar aşağılanıyor. Cinsel yönden sömürülmeleri zaten had safada onu söylememe gerek yok.
3------
...Nofab size süper güçler kazandırmaz. Siz pmo ile kaybettiğiniz zaten size ait olan özellikleri geri kazanırsınız. Siz zaten osunuz. Hani zindelik, iyi gafıza, özgüvenli kişililik vs kazandım diyorlar ya ha işte zaten onlar size aitti. Siz onları pmo yüzünden bloke etmiştiniz. nofap ile bloke süre aşımına uğruyor ve siz normale dönüyorsunuz.
...O süper dediğiniz güçler size ait. Pmo sizi sıfır noktasının aşağısına çekerek eksilere götürdü. Nofapla sıfır noktasına geri çıkıyorsunuz. Artılar için çalışmalısınız fazladan faydalı bir şeyler yapmalsınız.
4------(16 nisanda yazmışım ehehe)
...İçimi dökesim var. Lanet etmek istiyorum her şeye. Lanet olsun demek istiyorum. Defalarca kararlar alıp o kararları uygulayamayan irademi sikeyim. Zayıf iradem yüzünden öğrenilmiş çaresizlik çıkmazına girdim. Hayat berbat bir hal aldı ve düzelmiyor düzeltemiyorum. Çırpınmam batmamı engelleyemiyor. Depresyona girdim tekrardan. Nofapta iki üç günü geçemiyorum. Zaten zevksiz bir yaşam her fırsatta kısa da olsa zevk veren ne varsa ona yönelmek isyorum. Her türlü sağlıksız pisliğe yönelmiş durumdayım....
...Nasıl çıkacağım bu çıkmazdan. Sadece nofap olsa amenna. Ama depresyon insanı bitiriyor. Ölüm bile anlamını yitirdi ölümden zerre korkum kalmadı. En azından müslümanım bir nebze amelimin kötü olması kaygım var. Ama o da kaygıdan öte değil. Utanıyorum sadece yaratıcımdan.
...2 yıldır dönem dönem depresyonlara giriyorum. Babamı kaybedince ağırlaştı. Çok duygusal olmamın neticesi sanırım. Yataktan çıkmamaya başladım. Sınava bile gitmediğim oluyor. Zaten gittiğimde de çuvallıyorum. Ulan ne yapacağım nasıl çıkacağım bu çıklmazdan. Savaşamıyorum gücüm kalmadı... Yeniden başlayacağım nofapa. Son bir şansım kaldı. Artık zayıf irademin esiri olmayacağım.
...Bu sefer dönüş yok. Bu sefer başaracağım. Kendime verdiğim son şans... İçimde bir hırs ve öfke kabarıyor. Ulan insanları çoğu kusura bakmayında orospu çocuğu. Sürekli aşağıladılar lan(kız erkek). Kimse sevmedi la beni. Ulan kimseye bir bok yapmadığım halde. Köşemde takıldığım halde. Sessiz bir şekilde oturduğum için hoca bile sınıftan atmıştı beni. Sürekli aşağılana aşağılana aşağılık kompleks haline gedi amk. (ulan bir kız arkadaş yanıma oturdu sınıf arkadaşları onun yanına mı oturuyorsun dediler ve güldüler amk. Kız o da insan dedi amk işin daha berbat hali bu senaryo birden fazla kez gerçekleşti) Ulan dostum dediğim adamlar bile haklı olduğumu delillerle ispatladığımda bile tartışmalı bir konuda benim tarafımı tutmadılar destek olmadılar.
...Çok fena hırslandım amk. Depresyonu falanda sikerim lan. Zaten mutsuzum en azdından mücadele vererek mutsun olayım daha makul.
Neyse bu kadar yeter eskilerden eski dediğimde yaz tatilinden önceki yazılardan da bir kaç şey daha paylaşacağım... Geçmişten de ders çıkarmak gerek.
13. gün No-Fap(ilk öpüşme)
Bugün 10:45 te kalktım. Kendime normalde 4-5 saatte zor gelirdim bazen de 12:00 gibi yatıp 14:00 gibi kalkardım. Bugün kendime daha hızlı geldim. 2 saatte falan. Ve öğlen uyumadım. Kafamda daha iyi diğer günlere göre. Okula gidip derse falan da girdim(okulun ilk günü gibi hissettim). Öğle yemeği de yemememe rağmen öyle aç hissetmedim. İradem güçlenmeye başladı. Önceki kadar iradesiz değilim. Bir kaç tık yükseldi irade gücüm. Duyguyu sürdürme sürem hala kısa. Psikolojik periyotu uzatmam gerek. Süreklilik şart. Cinsel istekte geriledi bayağı. Beni zorlamıyor. Ortalık sessizleşti yani. Hatta iğrenç görünmeye başladı bazı şeyler gözüme. Hayat algımın kalitesi yükseliyor yani kısaca. Hafızam daha iyi hayal etme kalitem daha iyi iki hafta öncesine kadar.
Durun size ilk(ve son) öpüşme hikayemi anlatayım. Orta okul sekizinci sınıftayız. Sınıftaki öğrencilerin yarısı sınıfta. Ben de sınıftan dışarı çıkmak için kapıya doğru emin adımlarla yürüyorum. Birisi bana bir şey dedi arkamdan dönüp ona baktım ve bu arada yürümeye devam ettim. Sonra hızla önüme döndüm tam bu arada kapıdan bir kız içeri girdi ve bam. Ağzım kızın anlına laps yapıştı amk. Kız voleybol oynamış sınıfa da bir eşyasını almak için girmiş. Piuu bir de leş gibi terlemiş amk. Pardon yaa falan dedim. Gittim lavaboya ağzımı yıkadım. Tuzlu bir tadı vardı ve bana hiç haz vermedi bu öpüşme.
Durun size ilk(ve son) öpüşme hikayemi anlatayım. Orta okul sekizinci sınıftayız. Sınıftaki öğrencilerin yarısı sınıfta. Ben de sınıftan dışarı çıkmak için kapıya doğru emin adımlarla yürüyorum. Birisi bana bir şey dedi arkamdan dönüp ona baktım ve bu arada yürümeye devam ettim. Sonra hızla önüme döndüm tam bu arada kapıdan bir kız içeri girdi ve bam. Ağzım kızın anlına laps yapıştı amk. Kız voleybol oynamış sınıfa da bir eşyasını almak için girmiş. Piuu bir de leş gibi terlemiş amk. Pardon yaa falan dedim. Gittim lavaboya ağzımı yıkadım. Tuzlu bir tadı vardı ve bana hiç haz vermedi bu öpüşme.
Anılar "III" (fiyasko sözlü)
Ben bugüne kadar okuldaki derslerin yüzde 90 ını belkide daha fazlasını dinlememiş biriyim. Tabi dinlemediğim zamanlarda da saygısızlık yapmaktan kendimi uzak tuttum. Örneğin dersi dinlemezdim ama sınıfın dikkatini dağıtacak bir eylemde de bulunmazdım. Matematik dersi de bunlardan biriydi tabi. Hoca bana hazırlan bir sonraki derse sözlüye kalkacaksın dedi. Sözlüden düşük almak zerre umurumda değildi. Fakat derslere kayıtsızlığım beni rahatsız ediyordu. Hocanın gözünde de işe yaramaz bir tembel olarak göründüğümü biliyordum. Bir sonraki ders iki gün sonra idi. Ben birinci gün çalışmadım. Diğer gün çalışmaya karar verdim derse. Konular türev ve integral konuları idi.O gece iyice çalıştım.
Ders geldi çattı. Hoca derste sorduğu soruları çözebilenlerin defterine imza atardı(ilk okul mu burası). Hoca tahtaya bir soru yazdı çözün getirmeyin bana dedi. Sonra bana seslendi tahtaya gel dedi. Bir soru yazdırdı çöz dedi. Ben de hemen giriştim ve çözdüm. Böyle mi emin misin? dedi.
Hoca sözlüye kaldırdıklarına yardım ederdi genelde ben de bir yerde hata yaptım bana yardım etmek için emin misin diye soruyor sandım. Tekrar çömüm yolunu kontrol ettim falan soruyu inceliyorum. Hoca demesin mi daha kendinden emin olamıyorsun diye. Moral bir anda sıfırlandı. Neyse sil dedi. İkinci bir soru yazdırdı. Onu da çözdüm. Nasıl ulaştın bu sonuca? dedi. Farklı kaynaklardan öğrendiğim için hocanın yollarını izlemiyordum doğal olarak. Atmış da tutturmuşum gibi bir ses tonu vardı sanki. Anlattım tatmin olmamışa benziyordu sil dedi soğuk bir ses tonu ile. Üçüncü soru için elime bir kağıt verdi birinci soruyu çöz dedi. Sonra sınıfa seslendi çözümlerinizi getirebilirsiniz dedi. (sözlüden önce sınıfa sorduğu soru) Sınıfın yarısı hocanın masasının başına toplandı. Kağıda baktım kağıtta iki tane birinci soru vardı. Ulan hangi birinci soru hocaya sormak için masasına gittim. Ön taraftan yanaşırken hoca bana kızdı. Senin orada ne işin var diye. Ağzımı açamadan geç yerine dedi. Kısa bir nutuk çekti bana sitem etti(kopya çektiğimi sanmış). Ben de adrenalin yükselince konuşamam sessiz kalırım. Konuşmaya çalışırsam ağlarım belki amk. Tabi akabin de ki matematik derslerinde sessizliğimi korudum dersi dinlemedim. Sınavlardan da çaktım. Tabi bu hocadan nefret etmedim kızdım belki ama hoca sonuçta benim iyiliğim için bunu yapmıştı. Yanlış metot orası kesin...
Tarih dersinden bir kaç defa atılmam, istersen derse girmeyebilirsin diyen hocalar da oldu. Hayatımdaki en büyük boşluk okul yıllarına ait olacak sanırım... Aslında bu ilgisiz tavırlarımın temeli ilk okulda atıldı. Köy okulunda pencerenin dışındaki bir kuşa bakıyorum ve hocanın anlattığı fişe(ali ata bak'ı heceletiyorsun amk ) bakmıyorum diye okkalı bir tokat yedim. Hocayı dinledim belki o gün ama nefret etmeye başlamıştım. Diğer olaylarda eklenince bir fiyaskoya dönüştüm.
Şimdi toplanma zamanı. Prangaları çıkarıp atma zamanı. Son mücadelemi vermedim henüz. No-Fap bu mücadelenin ilk adımı. Sizlerin de desteği ile yeni bir kişi inşa edeceğin.
Ders geldi çattı. Hoca derste sorduğu soruları çözebilenlerin defterine imza atardı(ilk okul mu burası). Hoca tahtaya bir soru yazdı çözün getirmeyin bana dedi. Sonra bana seslendi tahtaya gel dedi. Bir soru yazdırdı çöz dedi. Ben de hemen giriştim ve çözdüm. Böyle mi emin misin? dedi.
Hoca sözlüye kaldırdıklarına yardım ederdi genelde ben de bir yerde hata yaptım bana yardım etmek için emin misin diye soruyor sandım. Tekrar çömüm yolunu kontrol ettim falan soruyu inceliyorum. Hoca demesin mi daha kendinden emin olamıyorsun diye. Moral bir anda sıfırlandı. Neyse sil dedi. İkinci bir soru yazdırdı. Onu da çözdüm. Nasıl ulaştın bu sonuca? dedi. Farklı kaynaklardan öğrendiğim için hocanın yollarını izlemiyordum doğal olarak. Atmış da tutturmuşum gibi bir ses tonu vardı sanki. Anlattım tatmin olmamışa benziyordu sil dedi soğuk bir ses tonu ile. Üçüncü soru için elime bir kağıt verdi birinci soruyu çöz dedi. Sonra sınıfa seslendi çözümlerinizi getirebilirsiniz dedi. (sözlüden önce sınıfa sorduğu soru) Sınıfın yarısı hocanın masasının başına toplandı. Kağıda baktım kağıtta iki tane birinci soru vardı. Ulan hangi birinci soru hocaya sormak için masasına gittim. Ön taraftan yanaşırken hoca bana kızdı. Senin orada ne işin var diye. Ağzımı açamadan geç yerine dedi. Kısa bir nutuk çekti bana sitem etti(kopya çektiğimi sanmış). Ben de adrenalin yükselince konuşamam sessiz kalırım. Konuşmaya çalışırsam ağlarım belki amk. Tabi akabin de ki matematik derslerinde sessizliğimi korudum dersi dinlemedim. Sınavlardan da çaktım. Tabi bu hocadan nefret etmedim kızdım belki ama hoca sonuçta benim iyiliğim için bunu yapmıştı. Yanlış metot orası kesin...
Tarih dersinden bir kaç defa atılmam, istersen derse girmeyebilirsin diyen hocalar da oldu. Hayatımdaki en büyük boşluk okul yıllarına ait olacak sanırım... Aslında bu ilgisiz tavırlarımın temeli ilk okulda atıldı. Köy okulunda pencerenin dışındaki bir kuşa bakıyorum ve hocanın anlattığı fişe(ali ata bak'ı heceletiyorsun amk ) bakmıyorum diye okkalı bir tokat yedim. Hocayı dinledim belki o gün ama nefret etmeye başlamıştım. Diğer olaylarda eklenince bir fiyaskoya dönüştüm.
Şimdi toplanma zamanı. Prangaları çıkarıp atma zamanı. Son mücadelemi vermedim henüz. No-Fap bu mücadelenin ilk adımı. Sizlerin de desteği ile yeni bir kişi inşa edeceğin.
Etiketler:
bok,
fiyasko,
masturbasyon,
nofap,
öfke
Alfa Erkek
Beni çok baydı bu gibi safsataları her yerde görmek. İşte ne bileyim alfa erkek olmak için tavsiyeler ve bu tavsiyelere uyup alfa erkek olmak için taklalar atan saf kardeşlerimiz. Alfa erkek olmak gibi bir şey yok demeyeceğim. Alfa erkek ilkel sürülerde olan bir hayvan davranışıdır. Örneğin bir kurt sürüsünde alfa erkek sürüyü yönetir ve çiftleşmede ilk öncelik onundur. Hayvanlar kararlarında aklı öne çıkaramaz bunun için farklı yöntemleri vardır. Bu yöntemlerin bir sonucudur alfalık betalık. İnsanlar akıllı yaratıklar olduğundan hayvanlarla aynı yöntemleri kullanmazlar. Aynı yöntemleri kullanmadıkları için alfa beta gibi ifadeler ile etiketleme yapmamak gerek.
Abi kasmayın kendiniz olun. Sizi sevecek kişi kendiniz gibi sevsin. Olmadığınız bir kimliğe bürünmeye çalışmayın. Kişi kendisi olabildiği kadar özgürdür. Eğer kendin olmayan bir kimliğe bürünmeye çalışırsan kendinden, özgürlüğünden ödün vermeye başlarsın. Kaç gün sürdüreceksin bu rolü?
Bu demek değildir ki kendinizi değiştirmeyin. Kendinizi olumlu yönde değiştirmek için mücadele verin. Bakın şu ayrımı iyi anlayın kişinin kendisini değiştirmeye çalışması ile olmadığı bir kişi gibi davranmak apayrı şeylerdir. Kendini istediğin yönde değiştirmeye çalışırken o yönde kendine yatırım yaparsın.
Kısaca dışı süslü ama içi boş(insan için) olan bu kavramlara aldırış etmeyin. Kendinize etiket yapıştırmayın ve yapıştırılmasına izin vermeyin.
Abi kasmayın kendiniz olun. Sizi sevecek kişi kendiniz gibi sevsin. Olmadığınız bir kimliğe bürünmeye çalışmayın. Kişi kendisi olabildiği kadar özgürdür. Eğer kendin olmayan bir kimliğe bürünmeye çalışırsan kendinden, özgürlüğünden ödün vermeye başlarsın. Kaç gün sürdüreceksin bu rolü?
Bu demek değildir ki kendinizi değiştirmeyin. Kendinizi olumlu yönde değiştirmek için mücadele verin. Bakın şu ayrımı iyi anlayın kişinin kendisini değiştirmeye çalışması ile olmadığı bir kişi gibi davranmak apayrı şeylerdir. Kendini istediğin yönde değiştirmeye çalışırken o yönde kendine yatırım yaparsın.
Kısaca dışı süslü ama içi boş(insan için) olan bu kavramlara aldırış etmeyin. Kendinize etiket yapıştırmayın ve yapıştırılmasına izin vermeyin.
23 Ekim 2017 Pazartesi
11. Gün No-Fap
Odamda kaldım bugünde. Gereğinden fazla uydum. 10:30 da kalktım. 12:00 da tekrar yattım 02:00 da kalktım 05:45 te yattım 06:40 ta falan tekrar kalktım. Başım ağrıdı uyumaktan. Saat ikideki uykuda rüyalanma yaşadım. Çok gerçekçiydi. Gerçeğini bilmiyorum bu arada. Bir iki dizi falan izledim. Az biraz ders çalıştım. Böyle yani boş geçti yine.
Kendimi yorgun hissetmiyorum ama fazla uyumaktan dolayı uykulu gibi halsizlik gibi çok tuhaf bir his var içimde. uyku sorunumu çözmek için yatış saatimi 12:00 a çekeceğim. Ama ben gece 04' te ancak uyuduğum için yarını uykusuz geçirmeliyim. Ya da kendimi çok yormalıyım ki yatınca uyuyabileyim. Bir de odadaki çocuklar sessiz olursa.
Ya sürekli şikayet eden biriyim ama benden kötü durumda insanlar da var. Onları da görmek gerek. İnsanın haline şükretmesi gerek. Yanlış anlamayın şükretmek mevcut durumdan memnun olmak değildir. Daha iyi yaşam şartları için mücadele etmek gerek. Şükür bir teşekkürdür. Elinde olanın farkına varmaktır. Örneğin sağlığım yerinde, tamamen parasız değilim, akşamları kafamı sokacak bir yurdum var, derdimi anlatabileceğim sizler varsınız, bir ülkem var, aklım var, ayakkabım var. Aslında var olanları sayınca kişi ne kadar çok şeye sahip olduğunu anlayabiliyor.
Gözüme çirkin görünen bir kız şimdilerde güzel görünmeye başladı. Güzel görünenlerde çirkin görünmeye başladı, güzellik algım değişiyor mu ne. Normal olarak kişi yaşlandıkça güzellik algısı değişir. Örneğin 14 yaşındayken 13 yaşındaki bir kızı güzel(cinsel çekicilik anlamında) görebilirken 25 yaşında 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öyle görmezsiniz. Tabi sübyancı bir sapık değilseniz. Bu sadece yaş örneği ile sınırlı değildir. Yaşadığın çevreyi değiştirmenden tutta parasal durumuna kadar bir çok etken vardır.
Kendimi yorgun hissetmiyorum ama fazla uyumaktan dolayı uykulu gibi halsizlik gibi çok tuhaf bir his var içimde. uyku sorunumu çözmek için yatış saatimi 12:00 a çekeceğim. Ama ben gece 04' te ancak uyuduğum için yarını uykusuz geçirmeliyim. Ya da kendimi çok yormalıyım ki yatınca uyuyabileyim. Bir de odadaki çocuklar sessiz olursa.
Ya sürekli şikayet eden biriyim ama benden kötü durumda insanlar da var. Onları da görmek gerek. İnsanın haline şükretmesi gerek. Yanlış anlamayın şükretmek mevcut durumdan memnun olmak değildir. Daha iyi yaşam şartları için mücadele etmek gerek. Şükür bir teşekkürdür. Elinde olanın farkına varmaktır. Örneğin sağlığım yerinde, tamamen parasız değilim, akşamları kafamı sokacak bir yurdum var, derdimi anlatabileceğim sizler varsınız, bir ülkem var, aklım var, ayakkabım var. Aslında var olanları sayınca kişi ne kadar çok şeye sahip olduğunu anlayabiliyor.
Gözüme çirkin görünen bir kız şimdilerde güzel görünmeye başladı. Güzel görünenlerde çirkin görünmeye başladı, güzellik algım değişiyor mu ne. Normal olarak kişi yaşlandıkça güzellik algısı değişir. Örneğin 14 yaşındayken 13 yaşındaki bir kızı güzel(cinsel çekicilik anlamında) görebilirken 25 yaşında 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öyle görmezsiniz. Tabi sübyancı bir sapık değilseniz. Bu sadece yaş örneği ile sınırlı değildir. Yaşadığın çevreyi değiştirmenden tutta parasal durumuna kadar bir çok etken vardır.
Etiketler:
11. gün nofap,
anı,
berbat,
hırs,
nofap
Anılar "II" (Büyük başarı)
Başarabilirim, başarabilirsin, başarabiliriz. Bu benim hayatımdaki en büyük başarı hikayelerinden biri. Orta okuldan liseye geçiş sınavı için babam beni dershaneye yazdırdı. Zengin bir aile değiliz. Babam zor şartlarda çalışmış bir insan dağlarda çalışırdı. Haftada bir iki gün gelebilirdi eve. Dağda barakada yatardı. Zor bir işti. Belki de erken ölümünün nedenlerinden biridir bu çalışma şartları. Öldüğünde doktor bu vücut çok yıpranmış demiş.
Ben dershaneye doğru dürüst gitmezdim, okulu da pek sevmezdim zaten aşağılanmalar falan beni bıktırdı. Bir de kitap yazma aşkına sardım bir kitap yazıyordum yüz sayfasını falan bitirmiştim. Sınavlara 3 hafta kalmıştı. Dershaneye babam geldi danışmanla görüşmek için. Danışman çıkardı deneme sınavlarımın sonuçlarını göz attı önümüzdeki zamanı iyi değerlendirirse bizim kentteki imam hatibe gidebilir dedi. Bizim kentteki imam hatibin puanları bayağı düşüktü. Ben imam hatipte, düz lisede, ya da endüstri meslek lisesinde okumak istemiyordum. Ayrıca dershane öğrencileri başarısına göre sınıflara yerleştiriyordu. Ben en başarısız sınıfla onun bir altındaki sınıfta gidip geliyordum.(dört sınıf var)
Babamın üzüldüğünü gördüm. Beni okula bıraktı(yatılı okul). Üzgündü bir kaç şey söyledi daha doğrusu sitem etti bana. Haklıydı da o benim için para çıkartmaya çalışırken ben zamanımı boşa harcamıştım. O gün çok kötü oldum. Okulda gece etüdün bitmesini bekledim bir gram ders çalışmadım(kitap falan da yazmadım). Kafamdan sürekli babamın söylediklerini tekrar tekrar canlandırdım. Aşağılanmaları tekrar tekrar canlandırdım. Kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Sonunda etüt bitti kendimi dışarı attım hemen. Okulun arkasındaki sahaya gittim yarı yarıya karanlıktı ve boştu. Çakılların üstünde koşmaya başladım koşabildiğim kadar hızlı koşuyordum. Bağırmak ağlamak istiyordum. Koştum da koştum. En sonunda kendimi yurda attım ve bir karar aldım bu kalan üç haftada elimden geleni yapacaktım. Başladım ertesi gün ders çalışmaya gıcır gıcır dershane kitaplarını açtım ve çalışmaya başladım. Konuları okuyor ve arkasından sorular çözüyordum.
Bir hafta sonra dershanede bir deneme sınavı oldu. Bir önceki sınavdan 50. falan olmuş ben bu sınavda 30.(bir aşağı bir yukarı) falan oldum. Son iki hafta kaldı tabi sınava. O haftayı da aynı şekilde çalışarak geçirdim. Ve 14. mü ne oldum yani dershanenin en çalışkanları sınıfı demekti bu.(son hafta) Üç gün sonra bir sınav daha oldu ve 9. oldum. Arkadaşlarım falan imkansız bu sen kopya çektin kesinlikle dediler. 200 lü puanlardan 400 lü puanlara gelmiştim. Sadece iki buçuk haftada hırsım sayesinde 430 falan puan yaptım liseye geçiş sınavında. Elimden geleni yaptım ve herkes şaşırdı. Tabi en çokta ben şaşırdım. Bir anadolu öğretmene gittim.
Bende de sende de benzer beyinler var. Demek istediğim şu ki gerektiği kadar hırs yaparsak yapamayacağımız şey yok demektir. Tabi verebileceğimiz her şeyi vermemiz gerek. Ben o iki buçuk hafta boyunca kendimle en büyük savaşı verdim. Korku, kaygı, üzüntü, aşağılanma, hırs gibi duygularla savaşarak çalıştım. Çalışırken kafamda acaba ne olacak diye bir soru işareti vardı. Çalışmayı her şeye rağmen sürdürdüm. Yeniden hırslanmak istiyorum. Yeniden hırslanmak. Ama sürekli bir hırs istiyorum. Hırsa tekrar ihtiyacım var.
Ben dershaneye doğru dürüst gitmezdim, okulu da pek sevmezdim zaten aşağılanmalar falan beni bıktırdı. Bir de kitap yazma aşkına sardım bir kitap yazıyordum yüz sayfasını falan bitirmiştim. Sınavlara 3 hafta kalmıştı. Dershaneye babam geldi danışmanla görüşmek için. Danışman çıkardı deneme sınavlarımın sonuçlarını göz attı önümüzdeki zamanı iyi değerlendirirse bizim kentteki imam hatibe gidebilir dedi. Bizim kentteki imam hatibin puanları bayağı düşüktü. Ben imam hatipte, düz lisede, ya da endüstri meslek lisesinde okumak istemiyordum. Ayrıca dershane öğrencileri başarısına göre sınıflara yerleştiriyordu. Ben en başarısız sınıfla onun bir altındaki sınıfta gidip geliyordum.(dört sınıf var)
Babamın üzüldüğünü gördüm. Beni okula bıraktı(yatılı okul). Üzgündü bir kaç şey söyledi daha doğrusu sitem etti bana. Haklıydı da o benim için para çıkartmaya çalışırken ben zamanımı boşa harcamıştım. O gün çok kötü oldum. Okulda gece etüdün bitmesini bekledim bir gram ders çalışmadım(kitap falan da yazmadım). Kafamdan sürekli babamın söylediklerini tekrar tekrar canlandırdım. Aşağılanmaları tekrar tekrar canlandırdım. Kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Sonunda etüt bitti kendimi dışarı attım hemen. Okulun arkasındaki sahaya gittim yarı yarıya karanlıktı ve boştu. Çakılların üstünde koşmaya başladım koşabildiğim kadar hızlı koşuyordum. Bağırmak ağlamak istiyordum. Koştum da koştum. En sonunda kendimi yurda attım ve bir karar aldım bu kalan üç haftada elimden geleni yapacaktım. Başladım ertesi gün ders çalışmaya gıcır gıcır dershane kitaplarını açtım ve çalışmaya başladım. Konuları okuyor ve arkasından sorular çözüyordum.
Bir hafta sonra dershanede bir deneme sınavı oldu. Bir önceki sınavdan 50. falan olmuş ben bu sınavda 30.(bir aşağı bir yukarı) falan oldum. Son iki hafta kaldı tabi sınava. O haftayı da aynı şekilde çalışarak geçirdim. Ve 14. mü ne oldum yani dershanenin en çalışkanları sınıfı demekti bu.(son hafta) Üç gün sonra bir sınav daha oldu ve 9. oldum. Arkadaşlarım falan imkansız bu sen kopya çektin kesinlikle dediler. 200 lü puanlardan 400 lü puanlara gelmiştim. Sadece iki buçuk haftada hırsım sayesinde 430 falan puan yaptım liseye geçiş sınavında. Elimden geleni yaptım ve herkes şaşırdı. Tabi en çokta ben şaşırdım. Bir anadolu öğretmene gittim.
Bende de sende de benzer beyinler var. Demek istediğim şu ki gerektiği kadar hırs yaparsak yapamayacağımız şey yok demektir. Tabi verebileceğimiz her şeyi vermemiz gerek. Ben o iki buçuk hafta boyunca kendimle en büyük savaşı verdim. Korku, kaygı, üzüntü, aşağılanma, hırs gibi duygularla savaşarak çalıştım. Çalışırken kafamda acaba ne olacak diye bir soru işareti vardı. Çalışmayı her şeye rağmen sürdürdüm. Yeniden hırslanmak istiyorum. Yeniden hırslanmak. Ama sürekli bir hırs istiyorum. Hırsa tekrar ihtiyacım var.
Anılar "I"
Yine bir gün etüt sınıfında ezik ezik takılıyorum. Tek başıma oturuyorum kitap falan okuyorum sınıfta. İşte herkes arkadaşı ile konuşuyor ya da ders çalışıyor. Sınıftaki kızın biri geldi yanıma oturdu. Ders kitabını açtı çalışmaya başladı. Yakınımda oturan bir kaç kişinin dikkatini çekti bu. "Onun yanına mı oturuyorsun" dediler. Kız da cevap olarak "o da insan " dedi. İşin kötü yanı bu olay bir kere başıma gelmedi. Farklı bir kız oturduğunda ona da öyle dediler.
Anlatacağım çok olay var. Hiç özleyeceğimi zannetmiyorum okulu. Nefret ediyorum. NEFRET NEFRET NEFRET... Sürekli aşağılanma yaşadım. Niçin peki? Onlar gibi olmadığım için. Aslında kendimden de nefret ediyorum izin verdiğim için böyle davranılmasına. Ama henüz ölmedim ben. Hepsinden daha iyi olacağım. Onlara bir ezik olmadığımı ispatlayacağım. Çok çocukça gelebilir bu size ama böyle giderse kendime hiç öz saygım kalmayacak. Öz güvenim hiç kalmayacak. Hala onların gözünde bir eziğim ben. Lisede en iyi dostum dediğim adama mesaj atıyorum iki gün sonra cevap veriyor. Tekrar karşı mesaj atıyorum mesaj gelmek bilmiyor. Hala geri dönecek. Bu ne demek? Sen benim sikimde değilsin demek. Sen yapmasaydın bari ben dostum. Bence o beni dostu olarak bile görmüyor.
Bir başka anı anlatayım. Lise yurdundayız odayı süpürmek için süpürge gerekti. Yerinde yoktu süpürge. Kim aldıysa ondan isteyeyim dedim. Yandaki arkadaş(?)ların odasına girdim. Y.Ç. isimli kişi ve bir arkadaşı vardı. Selam verdim. Süpürgeyi sordum. Bu arada C.G. isimli kişi girdi içeri Girince çıkın dışarı ses yapmayın yatıcam ben dedi. Bende çıktım dışarı zaten kalmak için gelmedim. Kapıyı kapattım tam o anda C.G konuştu Y.Ç ye dedi ki; "Ya ne alıyorsun böyle gereksiz insanları içeri" dedi. Durdum hemen bir iki saniye bekledim(daha doğrusu donakaldım). Ben almadım ki, kendisi geldi dedi. Y.Ç bir gün ben M.Ç isimli bir çocukla gezerken M.Ç ye ooo şeye(şeyin yerine ismimi koy) kadar düştün mü dedi... Beni dışarıdan nasıl görüyorlar merak ediyorum. Olağan üstü sıradan bir görüntüm var cüzzamlı gibi görünmüyorum. Bulaşıcı bir hastalığım da yok. Peki bu muamele niye?
Anlatacağım çok olay var. Hiç özleyeceğimi zannetmiyorum okulu. Nefret ediyorum. NEFRET NEFRET NEFRET... Sürekli aşağılanma yaşadım. Niçin peki? Onlar gibi olmadığım için. Aslında kendimden de nefret ediyorum izin verdiğim için böyle davranılmasına. Ama henüz ölmedim ben. Hepsinden daha iyi olacağım. Onlara bir ezik olmadığımı ispatlayacağım. Çok çocukça gelebilir bu size ama böyle giderse kendime hiç öz saygım kalmayacak. Öz güvenim hiç kalmayacak. Hala onların gözünde bir eziğim ben. Lisede en iyi dostum dediğim adama mesaj atıyorum iki gün sonra cevap veriyor. Tekrar karşı mesaj atıyorum mesaj gelmek bilmiyor. Hala geri dönecek. Bu ne demek? Sen benim sikimde değilsin demek. Sen yapmasaydın bari ben dostum. Bence o beni dostu olarak bile görmüyor.
Bir başka anı anlatayım. Lise yurdundayız odayı süpürmek için süpürge gerekti. Yerinde yoktu süpürge. Kim aldıysa ondan isteyeyim dedim. Yandaki arkadaş(?)ların odasına girdim. Y.Ç. isimli kişi ve bir arkadaşı vardı. Selam verdim. Süpürgeyi sordum. Bu arada C.G. isimli kişi girdi içeri Girince çıkın dışarı ses yapmayın yatıcam ben dedi. Bende çıktım dışarı zaten kalmak için gelmedim. Kapıyı kapattım tam o anda C.G konuştu Y.Ç ye dedi ki; "Ya ne alıyorsun böyle gereksiz insanları içeri" dedi. Durdum hemen bir iki saniye bekledim(daha doğrusu donakaldım). Ben almadım ki, kendisi geldi dedi. Y.Ç bir gün ben M.Ç isimli bir çocukla gezerken M.Ç ye ooo şeye(şeyin yerine ismimi koy) kadar düştün mü dedi... Beni dışarıdan nasıl görüyorlar merak ediyorum. Olağan üstü sıradan bir görüntüm var cüzzamlı gibi görünmüyorum. Bulaşıcı bir hastalığım da yok. Peki bu muamele niye?
Etiketler:
anı,
berbat,
masturbasyon,
nefret,
sorular
İlk Rüyalanma
Bugün çok tuhaf bir gündü. İlk kez rüyalanma yaşadım bu sürecimde. Çok tuhaf oldu ama masturbasyon da ki gibi enerjimi söküp almadı benden. Tam aksine sanki üstümdeki yüklerden biri kalkmış gibi hissettim. Rüyamda olağanüstü gerçekçiydi. Daha önce hiç cinsel ilişkim olmadı ama olsaydı sanki bunun gibi olabilirdi ancak.
Bu arada anlatayım anlatmazsam çatlarım. Ehehe. Bir arkadaşım rüyalanmak istiyordu. Daha doğrusu rüyasından bir kadın ile cinsel ilişkiye girmeyi istiyordu çok gerçekçi oluyor diye. Masturbasyon yapmak istemiyordu. Bayağı bir rüyalanmayı bekledi. Sonunda rüyalandı aq rüyasında masturbasyon yaparak boşalmış... Gül gül öldüm buna ya. Bak şimdi aklıma geldi yine gülüyorum.
Bu arada anlatayım anlatmazsam çatlarım. Ehehe. Bir arkadaşım rüyalanmak istiyordu. Daha doğrusu rüyasından bir kadın ile cinsel ilişkiye girmeyi istiyordu çok gerçekçi oluyor diye. Masturbasyon yapmak istemiyordu. Bayağı bir rüyalanmayı bekledi. Sonunda rüyalandı aq rüyasında masturbasyon yaparak boşalmış... Gül gül öldüm buna ya. Bak şimdi aklıma geldi yine gülüyorum.
22 Ekim 2017 Pazar
10. Gün No-Fap
Bugün bir önceki günden daha iyiydi diyebilirim. Sabah 10:30 gibi kalktım. 03:30-04:30 arası uyumasaydım daha iyi olacaktı neyse bu da iyi bir şey. Yarın daha erken kalkacağım. Bir-iki saat ders çalıştım, çalışırken kendimi sürekli başka konuları düşünürken yakalamasaydım verimliydi diyebilirdim. Bir sonraki sefer daha verimli olacak çünkü bu duruma bir günde gelmedim ki bir günde düzeleyim öyle değil mi?
Hayattan bir zevk alıyorum bir nefret ediyorum çok inişli çıkışlı bir ruh halim var. Cinsel olarak geri çekilmeye başladım istek yok gibi bir hal aldı. Kadınlara karşı ne kadar kötü bir bakış açısına sahip olduğumun farkına vardım. Gerçi daha önceden bunun farkındaydım ama bugün bir kere daha iyi bir şekilde idrak ettim. Bu arada hala kadınlardan nefret ediyorum onlara yaklaşmak onlarla arkadaş dahi olmak istemiyorum. Yani demek istediğim mantığım onlarla olmak istiyor ama içimden gelmiyor. Dün falan bayağı istekliydim bugün tekrar en eski halime geçtim. Yaa erkeklerde sikimde değil bu arada. Kadınlarla takılmayı istemediğim kadar erkeklerle de takılmayı istemiyorum.(sıkıntı cinsiyette değil galiba)
Çıkıp gidesim var buralardan, Her şeyi arkamda bırakıp gidesim var. Hayata atılmak istiyorum artık. Hayatımın ilk yarısını ikinci yarısı için eğitim denen aptal sistemle heba ettim. Eğitime karşı değilim ama bu sisteme karşıyım. Okul gerekenden fazla uzun. Bir takım temel bilginin dışında bazı yetenekleri kazandırması çok daha yeterli olurdu. Sonrasında kişi kendini kendi geliştirmeli. Ya isyan ediyorum. İsyan ediyorum. İSYAAAANN... Ben kendi yolumu çizeceğim.
Yarın sabahtan itibaren istekli ya da isteksiz belirlediğim hedef için mücadele edeceğim(şimdi plan yapıcam ). İsteğimin gelmesini beklersem o gelmez.
Hayattan bir zevk alıyorum bir nefret ediyorum çok inişli çıkışlı bir ruh halim var. Cinsel olarak geri çekilmeye başladım istek yok gibi bir hal aldı. Kadınlara karşı ne kadar kötü bir bakış açısına sahip olduğumun farkına vardım. Gerçi daha önceden bunun farkındaydım ama bugün bir kere daha iyi bir şekilde idrak ettim. Bu arada hala kadınlardan nefret ediyorum onlara yaklaşmak onlarla arkadaş dahi olmak istemiyorum. Yani demek istediğim mantığım onlarla olmak istiyor ama içimden gelmiyor. Dün falan bayağı istekliydim bugün tekrar en eski halime geçtim. Yaa erkeklerde sikimde değil bu arada. Kadınlarla takılmayı istemediğim kadar erkeklerle de takılmayı istemiyorum.(sıkıntı cinsiyette değil galiba)
Çıkıp gidesim var buralardan, Her şeyi arkamda bırakıp gidesim var. Hayata atılmak istiyorum artık. Hayatımın ilk yarısını ikinci yarısı için eğitim denen aptal sistemle heba ettim. Eğitime karşı değilim ama bu sisteme karşıyım. Okul gerekenden fazla uzun. Bir takım temel bilginin dışında bazı yetenekleri kazandırması çok daha yeterli olurdu. Sonrasında kişi kendini kendi geliştirmeli. Ya isyan ediyorum. İsyan ediyorum. İSYAAAANN... Ben kendi yolumu çizeceğim.
Yarın sabahtan itibaren istekli ya da isteksiz belirlediğim hedef için mücadele edeceğim(şimdi plan yapıcam ). İsteğimin gelmesini beklersem o gelmez.
21 Ekim 2017 Cumartesi
Linç Kültürü
Bugün İhsan Eliaçık'a saldırı oldu. Şimdiden belirteyim ben bu kişi ile bir çok alanda farklı düşünüyorum ve zatende takip ettiğim biri değil. Yahu sizden farklı düşünüyor diye birine neden saldırırsınız onu neden şiddet ile susturmaya linç etmeye çalışırsınız anlamıyorum. Bu kafa yapısını anlayamıyorum anlayamayacağım da. Bırakın herkes fikrini söylesin. Kabul etmezsen etme. Cübbeli ahmet te konuşsun, İhsan Eliaçık'ta, Celal şengör de... Herkes senin gibi düşünmek zorunda değil seninle aynı inancı paylaşmak zorunda değil sen referans noktası değilsin. Sok bunu kafana.
Linç kültürü bir miktar toplumumuzda var. Aziz nesini madımakta yakmaya çalıştılar 37 insanı da yakarak öldürdüler. Bu sivasta oldu yakın geçmişte. Niye yaktınız bu kadar insanı? Eğer sen de birilerini fikirlerinden dolayı şiddet ile susturmaya çalışıyorsan ya da bunu makul buluyorsan zalimsin. Bunu kabul et sen bir Zalimsin ZALİM.
Linç kültürü bir miktar toplumumuzda var. Aziz nesini madımakta yakmaya çalıştılar 37 insanı da yakarak öldürdüler. Bu sivasta oldu yakın geçmişte. Niye yaktınız bu kadar insanı? Eğer sen de birilerini fikirlerinden dolayı şiddet ile susturmaya çalışıyorsan ya da bunu makul buluyorsan zalimsin. Bunu kabul et sen bir Zalimsin ZALİM.
Etiketler:
berbat,
bok,
ihsan eliaçık,
Linç,
patatesler aşkına,
saldırı
9. Gün No-Fap
Bugün neler oldu? Saat 11:30 da kalktım. Orta dereceli bir kahvaltı yaptım. Ya da öğle yemeği mi demeliyim? Dizi izledim orta dereceli bir akşam yemeği yedim. Ve biraz abur cubur. Kızlara karşı ilgim ve nefretim arttı. Üff ne kötü bir durum bu. Hem daha fazla dikkatimi çekiyorlar ve daha güzel görünüyorlar hem onlardan daha fazla nefret ediyorum. Duyguma nefret mi denir onu da bilmiyorum. Kızlarla arkadaşlık kurmadığım için onları hissetmeden aşağılıyor da olabilirim. Hiç doğru dürüst kız arkadaşım olmadı(erkek arkadaşımda az oldu moruk tek takılıyorum) Kızları yakından tanımam gerek.
Aşağılık kompleksi duygum arttı. Kendimi sanki artık daha ezik daha aşağılık hissediyorum. Bunun nedeni harekete geç(e)memem ve mal gibi işlerle vakit harcamam olmalı. Sosyalleşmeli bu sorunu çözmek için.
Dizi izledim biraz spor yaptım. Sanki yarın daha güzel olacak gibi bir his var içimde.
Bunların dışında pek farklı bir şey olmadı.
Keşke benim de bir sevgilim olsaydı lan. Bunu cinsellik için falan istemiyorum. Olum ben sevgiye sevilmeye köpek gibi açım lan. Birine sarılıp kömüş gibi böğürerek ağlamak istiyorum lan. İçimi boşaltmak kusmak istiyorum lan. Sevilmek istiyorum lan ben. Kızların çoğu AVM veledi böyle olgun bir kadın bulabilir miyim onu da bilmiyorum... Bunu kaldırabilecek olgun bir insan var mı?
Etiketler:
bağımlı,
berbat,
bok,
nofap,
patatesler aşkına
20 Ekim 2017 Cuma
Kendime Sorular I
Siz bu sorulardan kaçını kendinize gerçekten tatmin edici bir şekilde cevaplayabiliyorsunuz. Ben cevaplayamıyorum. Bazen tam işte cevap bu dediğimde ilerleyen zamanlarda cevabımın bu olmadığını hissediyorum/anlıyorum.
Ben kimim? Bu soruyu cevaplayamıyorum. Kim olduğumu bilmiyorum. Ben kimim çok güzel bir soru. Kişi kendine ara ara cevaplamalı bu soruyu bence. Kendinize kendi gözünüzden bakmak... Örneğin bir kötülüğü yapmamamın sebebi gerçekten o kötülüğü yapmayacak kadar iyi olmam mı yoksa o kötülüğü yapacak imkana sahip olmadığımdan yapmamam mı? Eğer seksi bir kadınla bir odada seks yapma imkanım olsa ve ben o odada olsam ne yapardım? Bu kötülüğü yapar mıydım?(bu kadınla evli değilsem) Bu arada benim iyi kötü inancımı kutsal kitap kuran belirler. Senin için kötü olmayabilir bu eylem saygı duyarım. Bu kadar kötü nereden çıkıyor bir düşünün? Bizlerin arasından çıkıyor adam imkan buluyor milletin parasını cebine indiriyor imkan buluyor sınavdan kopya çekiyor imkan buluyor aldatıyor. Kimse kimseyi kandırmasın imkan elde etmeden herkes iyidir. Asıl sorun kötülük yapma imkanı elde ettikten sonra kim iyi kalabilir? (ben kimim sorusu bunlarla sınırlı değil bu örnek)
Ben kim olmak istiyorum? Bakın dikkat edin ne demedim kim dedim. Bunlar çok farklılar. Kim olmak istediğiniz kişinin karakteri ile ilgilidir. Karakterinizi nasıl inşa edeceğinizle ilgilidir. Gelecekteki senin kişiliğidir bir nevi.
Ben ne olmak istiyorum? Bize başarıyı çok yanlış yutturdular. En azından benim düşüncem bu yönde. Öğrenciysen başarı derslerde yüksek notlardır sınavlarda yaptığın yüksek netlerdir. Ekomide başarı zengin olmaktır, sosyal hayatta popüler olmaktır hatta ünlü olmaktır... Diğer durumlarda da bir kalıp belirlenmiştir... Yani birileri bir kalıp belirlemiştir ve bize düşen de o belirlenen kalıba girmek ve istenen başarı(?) noktasına erişmek düşer. Ben buna katılmıyorum. Bu arada buna katılmamam size fakir yaşayın, tembel olun demek falan değildir. Dikkat edin tüm bunlar kişileri birbirleri ile yarışa sokar. Kişilerin birbirleri ile yarıştırılması ve birbirlerine karışı ilgili konudaki üstünlüğü başarı değildir diyorum ben. Mesele benim kendime karşı ve çevre durumlarına karşı ne yapabildiğimdir. Başarı bence kısaca kişinin hissettiği mutluluk+huzur duygularının toplamı ve potansiyel gelebileceği noktaya ne kadar yaklaştığıdır. Geri kalan tüm kalıpları siktir edin.... Şimdi bu başarı tanımına göre ben ne olmak istiyorum?
Neyse uzamasın geri kalan soruları sonra yazarım...
Ben kimim? Bu soruyu cevaplayamıyorum. Kim olduğumu bilmiyorum. Ben kimim çok güzel bir soru. Kişi kendine ara ara cevaplamalı bu soruyu bence. Kendinize kendi gözünüzden bakmak... Örneğin bir kötülüğü yapmamamın sebebi gerçekten o kötülüğü yapmayacak kadar iyi olmam mı yoksa o kötülüğü yapacak imkana sahip olmadığımdan yapmamam mı? Eğer seksi bir kadınla bir odada seks yapma imkanım olsa ve ben o odada olsam ne yapardım? Bu kötülüğü yapar mıydım?(bu kadınla evli değilsem) Bu arada benim iyi kötü inancımı kutsal kitap kuran belirler. Senin için kötü olmayabilir bu eylem saygı duyarım. Bu kadar kötü nereden çıkıyor bir düşünün? Bizlerin arasından çıkıyor adam imkan buluyor milletin parasını cebine indiriyor imkan buluyor sınavdan kopya çekiyor imkan buluyor aldatıyor. Kimse kimseyi kandırmasın imkan elde etmeden herkes iyidir. Asıl sorun kötülük yapma imkanı elde ettikten sonra kim iyi kalabilir? (ben kimim sorusu bunlarla sınırlı değil bu örnek)
Ben kim olmak istiyorum? Bakın dikkat edin ne demedim kim dedim. Bunlar çok farklılar. Kim olmak istediğiniz kişinin karakteri ile ilgilidir. Karakterinizi nasıl inşa edeceğinizle ilgilidir. Gelecekteki senin kişiliğidir bir nevi.
Ben ne olmak istiyorum? Bize başarıyı çok yanlış yutturdular. En azından benim düşüncem bu yönde. Öğrenciysen başarı derslerde yüksek notlardır sınavlarda yaptığın yüksek netlerdir. Ekomide başarı zengin olmaktır, sosyal hayatta popüler olmaktır hatta ünlü olmaktır... Diğer durumlarda da bir kalıp belirlenmiştir... Yani birileri bir kalıp belirlemiştir ve bize düşen de o belirlenen kalıba girmek ve istenen başarı(?) noktasına erişmek düşer. Ben buna katılmıyorum. Bu arada buna katılmamam size fakir yaşayın, tembel olun demek falan değildir. Dikkat edin tüm bunlar kişileri birbirleri ile yarışa sokar. Kişilerin birbirleri ile yarıştırılması ve birbirlerine karışı ilgili konudaki üstünlüğü başarı değildir diyorum ben. Mesele benim kendime karşı ve çevre durumlarına karşı ne yapabildiğimdir. Başarı bence kısaca kişinin hissettiği mutluluk+huzur duygularının toplamı ve potansiyel gelebileceği noktaya ne kadar yaklaştığıdır. Geri kalan tüm kalıpları siktir edin.... Şimdi bu başarı tanımına göre ben ne olmak istiyorum?
Neyse uzamasın geri kalan soruları sonra yazarım...
Etiketler:
berbat,
bok,
kendime sorular,
öfke,
patatesler aşkına,
sorular
8. Gün NO-FAP
Bugün nasıl bir gün oldu? Sabah yine geç kalktım. Saat 11:30 gibi falan. Kalktığımda ise mal gibiydim kendime gelmem bayağı bir sürdü 4-5 saat en az. Sabah kötü bir kahvaltı yaptım. Sosis falan yedim midemi bulandı nasıl yapıldığını hatırladığımda. Beslenme listemden sosisi çıkarıyorum bundan sonra. 3-4 saat dizi falan izledim. 2 saat film izledim. İzlediğim filmden pişman değilim bana birçok şey öğretti. Alan Turing ismi izlemek isterseniz eğer. Kadınlara karşı ilgim arttı bugün. Şuan pek öyle hissetmesem de. Öğlen(03:00) ekmek arası tavuk döner ve kola. Akşam ise barbunya yedim. Ve üç beş abur cubur.
Bir çılgınlık yapıp bir kızla kısa da olsa çıkacağım. Önümüzdeki hafta üni'ye gidip kızlarla konuşacağım ne olursa(hiç olmadı soru sorarım). Kendimi değiştirmem gerek. Ben kızlarla konuşamam. Daha doğrusu kimse ile konuşamam ya da konuşmam. Genelde kimseyi siklemem kimse de beni siklemez. Biliyor musun ben bir süper kahramanım "görünmez adam".
İnsanlardan nefret ettiğim oluyor. Elimde değil bilmiyorum belkide onları kıskandığım içindir. İçlerinden biri gibi olamadığım içindir. Kötü olduklarını düşünürüm bazen. Yapılan her kötülüğü kendimi haklı çıkarmak için delil olarak göstermeye çalışırım kendime. Ve bu yaptığımın farkına varınca da kendime kızarım. Sen onları kıskandığın için kendini kandırıyorsun. Evet kötü insanlar var bunu kimse inkar edemez ama bu herkes kötüdür demek olmamalı. Bu algıyı da yeneceğim....
Bir kısır döngü; Karnım ağrıyor ve gaz yapıyor osuruyorum koku yüzünden pencereyi açıyorum soğuk hava karnımı ağrıtıp gaz yapıyor. (Yaşasın gizli kimlik.... )
Bir çılgınlık yapıp bir kızla kısa da olsa çıkacağım. Önümüzdeki hafta üni'ye gidip kızlarla konuşacağım ne olursa(hiç olmadı soru sorarım). Kendimi değiştirmem gerek. Ben kızlarla konuşamam. Daha doğrusu kimse ile konuşamam ya da konuşmam. Genelde kimseyi siklemem kimse de beni siklemez. Biliyor musun ben bir süper kahramanım "görünmez adam".
İnsanlardan nefret ettiğim oluyor. Elimde değil bilmiyorum belkide onları kıskandığım içindir. İçlerinden biri gibi olamadığım içindir. Kötü olduklarını düşünürüm bazen. Yapılan her kötülüğü kendimi haklı çıkarmak için delil olarak göstermeye çalışırım kendime. Ve bu yaptığımın farkına varınca da kendime kızarım. Sen onları kıskandığın için kendini kandırıyorsun. Evet kötü insanlar var bunu kimse inkar edemez ama bu herkes kötüdür demek olmamalı. Bu algıyı da yeneceğim....
Bir kısır döngü; Karnım ağrıyor ve gaz yapıyor osuruyorum koku yüzünden pencereyi açıyorum soğuk hava karnımı ağrıtıp gaz yapıyor. (Yaşasın gizli kimlik.... )
19 Ekim 2017 Perşembe
7. GÜN NO-FAP
Bu bloğu 20*10*2017 saat 00:00 tarihinde açtım ve bu benim nofaptaki yedinci günüme denk geliyordu. Yedi günü genel olarak dile getireceğim ama sonraki her günü bir bir ele alacağım. Neler yaptığımı yapamadığımı. Bana destek verin. :))
Süreç ortalama bir zorluktaydı. Ara ara istek gelse de çok sarsmadı beni. İlk günlere nazaran duygusal olarak daha iyiyim. Yani daha az kötüyüm. Kafam berbat dört işlemi zor yaparım yani. Hafıza desen o da işini yerine getirmiyor ya da getiremiyor. Beynim kötü yönetimden dolayı greve gitti. Bütün departmanlar durduruldu, hafıza, muhakeme gibi.
Kızlar üzerindeki etkisini bilmiyorum. Ben odamdan çıkmıyorum. Odama da kız gelmiyor. Yedinci günden de bir etki olmaz herhalde. Sekizinci günü madde madde yazacağım şimdilik genel açıklama yeterli.
Süreç ortalama bir zorluktaydı. Ara ara istek gelse de çok sarsmadı beni. İlk günlere nazaran duygusal olarak daha iyiyim. Yani daha az kötüyüm. Kafam berbat dört işlemi zor yaparım yani. Hafıza desen o da işini yerine getirmiyor ya da getiremiyor. Beynim kötü yönetimden dolayı greve gitti. Bütün departmanlar durduruldu, hafıza, muhakeme gibi.
Kızlar üzerindeki etkisini bilmiyorum. Ben odamdan çıkmıyorum. Odama da kız gelmiyor. Yedinci günden de bir etki olmaz herhalde. Sekizinci günü madde madde yazacağım şimdilik genel açıklama yeterli.
BOK Gibi
Bu yazıda hayatta hangi noktada olduğuma değineceğim. Bu yazıyı okuyun ki doğru bir şekilde takdir edebilin. Ben 23 yaşına gelmiş bir üniversite öğrencisiyim. Mühendislik okuyorum. 5 yıldır okuldayım ve daha da okul bitmeyecek. Yaklaşık iki yıl önce babam öldü zaten bok gibi olan yaşamım iyice boka sardı. Hayatta ne bir lezzet ne bir amaç kaldı artık. Çok defa günlerce kendime ben kimim? Diye soruyorum. Ben kimim, kim olmak istiyorum, ne olmak istiyorum gibi cevaplayamadığım bir çok soru.
Asosyalim kısmen sosyal olmak isteyen bir asosyal. İki çift kelime sohbet edemem çoğu kişi ile. Bir kızın yanında zaten oturamam bile bırak konuşmayı. Çevrende gördüğün yüz kişiden doksan dokuzundan daha ezik biriyim. Derslerimin çoğu bok gibi okula bile gitmeyi bıraktım. Param yok ailemin de pek parası yok. Kime ailem demeliyim onu bile bilmiyorum. Babam gideli ailemi de sorguluyorum. Devlet yurdunda takılıyorum şimdilik. Bu sene son senem çıkacağım. Hayata atılacağım. Çıkana kadar kendimi değiştirmem şart... Uff kafamın içinde sanki kapağı açık unutulmuş bali var amk.
Uyku düzenim bok gibi öğlen falan anca kalkarım yataktan, kendime gelmem dört-beş saat sürer. Kilo aldım fazladan otura otura. Gün boyu da pek bir şey yapmam. Kendime daha rahat acıyabileceğim müzikler eşliğinde hüznümü yaşarım. Şu an bu akşam ölürüm(murat kekilli) dinliyorum mesela. Hayattan zevk almıyorum moruk zevk alamıyorum amaçsızım, hedeflerim bir bir yok oldular. Hiç bir rüzgar beni doğru limana götüremiyor çünkü hangi limana gitmem gerektiğini bilmiyorum.
Neyse ara ara bahsederim kendimden bu burada bitsin.
Asosyalim kısmen sosyal olmak isteyen bir asosyal. İki çift kelime sohbet edemem çoğu kişi ile. Bir kızın yanında zaten oturamam bile bırak konuşmayı. Çevrende gördüğün yüz kişiden doksan dokuzundan daha ezik biriyim. Derslerimin çoğu bok gibi okula bile gitmeyi bıraktım. Param yok ailemin de pek parası yok. Kime ailem demeliyim onu bile bilmiyorum. Babam gideli ailemi de sorguluyorum. Devlet yurdunda takılıyorum şimdilik. Bu sene son senem çıkacağım. Hayata atılacağım. Çıkana kadar kendimi değiştirmem şart... Uff kafamın içinde sanki kapağı açık unutulmuş bali var amk.
Uyku düzenim bok gibi öğlen falan anca kalkarım yataktan, kendime gelmem dört-beş saat sürer. Kilo aldım fazladan otura otura. Gün boyu da pek bir şey yapmam. Kendime daha rahat acıyabileceğim müzikler eşliğinde hüznümü yaşarım. Şu an bu akşam ölürüm(murat kekilli) dinliyorum mesela. Hayattan zevk almıyorum moruk zevk alamıyorum amaçsızım, hedeflerim bir bir yok oldular. Hiç bir rüzgar beni doğru limana götüremiyor çünkü hangi limana gitmem gerektiğini bilmiyorum.
Neyse ara ara bahsederim kendimden bu burada bitsin.
Açılış Konuşması OKU
Merhaba ben; yere düşmüş orada sızlanan, mazeretçi, insanların arasında görünmeyen, hayatta kaybedenlerin tarafında olan, parasız, beceriksiz, tembel, PORNO bağımlısı, kendini geliştirmeyen, asosyal, utangaç, beyni sümük kıvamına gelmiş, saçı sakalı birbirine karışmış, sınıfının çok gerisinde kalmış, alt sınıflarla hatta en alt sınıflarla derse giren(girmeyen), yeteneksiz, yatakla bilgisayar masası arasında yaşayan ve daha bunlara eklenecek bir çok olumsuz yanı olan FAKAT umudunu yitirmemiş Adam.
Bu bloğumu gördüm hiç yazı girmemişim ben de bundan sonra burayı bir günlük gibi kullanacağım. Hayatımı sizlere anlatarak değiştireceğim. Bana DESTEK olun. Her gün yaptığım çıkarımlarımı yapacaklarımı sizlere anlatacağım. Ben bu yaşamı kabullenmiyorum. Defalarca düştüm yere çok fena çakıldım. Fakat burada kalmaya niyetim yok. Zamanla beni tanıyacaksınız zaten. Ben henüz ölmedim. Her gün bir kaç yazı yazacağım buraya. Elimden geldiğince. Ve siz küllerinden doğan bir adamın hayatına tanık olacaksınız. Bu benim gibi olanlara ışık tutması ve birlikte bu çukurdan çıkmak için alınan bir karar.
Elimden geleni yapmadan ölmek istemiyorum. Kendimi gerçekleştirmeden ölmek istemiyorum. Bu sefer son. Bu sefer başaracağım. OLACAK.... OLMALI...
Bu bloğumu gördüm hiç yazı girmemişim ben de bundan sonra burayı bir günlük gibi kullanacağım. Hayatımı sizlere anlatarak değiştireceğim. Bana DESTEK olun. Her gün yaptığım çıkarımlarımı yapacaklarımı sizlere anlatacağım. Ben bu yaşamı kabullenmiyorum. Defalarca düştüm yere çok fena çakıldım. Fakat burada kalmaya niyetim yok. Zamanla beni tanıyacaksınız zaten. Ben henüz ölmedim. Her gün bir kaç yazı yazacağım buraya. Elimden geldiğince. Ve siz küllerinden doğan bir adamın hayatına tanık olacaksınız. Bu benim gibi olanlara ışık tutması ve birlikte bu çukurdan çıkmak için alınan bir karar.
Elimden geleni yapmadan ölmek istemiyorum. Kendimi gerçekleştirmeden ölmek istemiyorum. Bu sefer son. Bu sefer başaracağım. OLACAK.... OLMALI...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)